Has Kullar

Has Kullar
304- Rabbine karşı gelmekten sakınır. Alemlerin Rabbine pervasızca karşı gelen insanların arasında yaşarken, onlar gibi olmamak, Rabbine olan sadakatini muhafaza etmek için, bilinçli hareket eder. Doğruyu bilmek istemeyen, bilmeyede uğraşmayan insanlar gibi, kendini kandırmayı seçmez. Sıradan bir insandan bile çekinip, haline, duruşuna, sözüne dikkat eden bu insanların, Alemlerin Rabbine karşı umarsızlıklarını görünce nutku tutulur. Ne babanın evladı adına, ne de evladın babası adına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinir. Aynı aile fertlerinin sonlarının aynı olmayabileceğini bilmek, onu rehavet içinde olmaktan uzak tutar. Güzel bir akıbeti ailesi ve sevdikleri ile yaşayabilmek için, örnek alınacak bir yaşam tarzını istikrarla korur, hal dili ile her an tebliğini yapar. İsteyene anlatır. Sorulunca söyler. Farklı bulunmaktan, eleştirilmekten, yargılanmaktan, dışlanmaktan, boykot uygulanıp yalnız bırakılmaktan, tehditlerden korkmaz. Hak bildiği hiçbir kararından geri adım atmaz. Dünya hayatının albenisine kapılmaz. Şeytanın ve ona kanmaya hazır nefsinin, ‘Allah nasıl olsa affeder’ diyerek yaptırmaya kalktığı tüm batıl işlerden, imanının verdiği ihlasla kaçar.
305- Gaybı bilenin yalnız Allah olduğunun şuuruyla; Kıyâmet saati, yahut gelecek, yahut rahimlerde olup biten, yahut iklimler ve hava durumu hakkında kim ne derse desin, bu ve benzeri konularda kati bilginin Allah’ın ilminde olduğunu, diğerlerininse Allah’ın izin verdiği kadarına vakıf olabileceklerini bilir. Hiç kimsenin gelecek hakkında ya da başına geleceklerle ilgili söylediği safsatalara itibar etmez. İnsanın ve kainatın sonunun ne zaman, nasıl, ne şekilde olacağını ayetlerin anlattığının dışında kimsenin bilemeyeceğini bilir. Bu da onu Rabbine çok daha sıkı bağlar. Tüm kontrolün Rabbinin elinde olduğunu bilmek ona hem emniyet hem de haşyet hissettirir. Lüzumsuz konuşan, felaket tellallığı yapan, kendilerine apuk supuk güç atfeden kişi, kurum, toplum yahut toplulukların hezeyanlarına ise güler geçer.
306- Dünya üzerinde Allah’ın ayetlerini hükümsüz bırakmak için uğraşan nicelerinin olduğunu bilir. Bu haddini bilmez, sınır tanımaz, zalim, asi ve inançsızlarla her kulvarda mücadelesini verir. Rabbinin arzında Rabbine meydan okuyanların fütursuzluğunu, farklı platformlarda gözler önüne serer. Aktif, uyanık, azimli, iradeli ve cesur adımlar atacak liyakate, ilme ve beden gücüne sahip olmak için, temposu yüksek bir hayat yaşar. Ne de olsa hayat onun için mücahede yani mücadele demektir. Elbette Rabbi ve Rabbinin dini adına.
Hatice Dilek CENGİZ

Has Kullar

Has Kullar
301- İnkar edenlerin inkarına üzülmez. Bunun Rahmani bir tavsiye olduğunu bilir. Üzüntünün pek çok fizyolojik ve psikolojik hastalıkların kaynağı olduğunu bilmek onu, bedensel yahut nefsi hastalıklara yakalanmama konusunda şuurlu kılar. Üzülmenin kişinin kendi kendini yiyip bitirmesinden başka bir işe yaramayacağının idrakiyle, boş işlerin tümünden yüz çevirdiği gibi boş duygu
ve düşüncelerin de esiri olmayıp, içe kapanmaktan, toplumdan soyutlanmaktan, karamsarlık tuzağına düşüp herşeyden el etek çekmekten kendini korumayı başarır. İçini bilen Rabbine içini her döktüğünde içi aydınlanır. Toplumdan değil kaçmak aksine aralarına girip, yangından insan kurtarmaya çalışan bir itfayeci mantığı ile bu olmazsa şu, o olmazsa öteki demekten vazgeçez. Ümit onun yaka cebinde değil kalbinde capcanlı karanfili olduğu için, dışarıda ne kadar kötü kokarsa koksun, o kalbindeki kokuyla yola devam edecek motivasyonu hep zirvede tutabilir.
302- ‘Bunca insan mı hesaba çekilecek?’ ‘Sıra bana ne zaman gelecek?’ vs gibi aklı hafif insanların akıldışı söylemlerine cevabı Kuran ile şöyle verir. ‘Sizin hepinizin yaratılması veya diriltilmesi tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi kadar kolaydır Rabbiniz için!’ Bu tip soruları ancak Rabbinin her şeyi gören ve bilen olduğunun şuurunda olmayan insanlarca sorulacağının da farkındadır.
303- Denizlerde tonlarca ağırlıktaki gemilerin yüzüyor olmasının bile Allah’ın varlığının delili olduğunun farkındadır. Sabrı ve şükrü kuşanmak isteyenlerin ibret alacak çok şey bulabileceğinin bilinci ile nankörlüğün her türünden ve nankörlerden uzaklaşır. Sıradan insanların her başları sıkıştığında dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvardıklarını, Allah onları selamete eriştirincede yüz çevirip tekrar müşrikçe yaşamaya devam ettiklerini görür. Ancak kurtulanlardan az bir kısmının orta yolu tutarak Rablerinin rızasına uygun yaşadıklarını gözlemler. İnkar edenlerinse, bile bile inkar edip, hainlikten vazgeçmediklerinin şuurundadır.
Hatice Dilek CENGİZ

Has Kullar

Has Kullar
298- Evlatlarına şirkin büyük bir zulüm olduğunu öğretir. Anne babasına saygı ve hürmette kusur etmemeye gayret eder. Anne ve babası bile olsa, eğer onu şirk koşmaya zorlarlarsa, onlara itaat etmemesi gerektiğini bilir. Onlarla dünya işlerinde iyi geçinir. Allah’a yönelenlerin yoluna uyar. Sonuçta herkesin Allah’ın huzuruna toplanacağını, her yapılanın kayda alındığını bilmek, onu bilinçli adımlar atmaya sevkeder. Yaptığı büyük ya da küçük her şeyin huzurda hesabının verileceğinin idrakiyle, ibadetlerini ihmal etmez. Bulunduğu her yerde iyiliği emredip, kötülüğü engellemeye çalışır. Başına gelenlere ise sabreder. Azimli bir şekilde hayat mücadelesini sürdürürken, alçakgönüllü, doğal ve yumuşak olup, ‘karekterli insan’ olmayı başarır. Hiçbir zaman bağırıp çağıran, gösteriş yapan, taşkınlık yapan, telaşlı, kaba saba bir duruş sergilemez. Aksine bulunduğu yerlerde; olgun, kendinden emin ve olumlu bir etki bırakır.
299- İnsanların çoğunluğunun sorgulamaksızın atalarının izlerinde yürüdüğünü ve buna sıkı sıkıya bağlı olduklarını görür. Bu hal bile insanlığın hataları neden sürekli tekrarladıklarını anlamasına yeter. Kimilerinin hatalı bile olsa sorgulamaksızın bu gidişata dur demek isteyenlere nasıl amansız düşman olduğunu gördükçe, Rabbinin ‘ya ataları doğruyu bilmiyor yahut yaşamıyorlardıysa?’ sorusu aklına gelir. Bütün bu senaryoyu yazan ve vizyona koyanınsa şeytan olduğunun farkındadır. Ne hazin ki şeytanı yok sayanların, şeytanın yönetmenlik yaptığı dünya ölçeğinde işlevsellik gösteren bu capcanlı filminde, baş aktörler şeytanın varlığını bile kabulde zorlananların ta kendileridir. Yığınlarınsa, sürü psikolojisi ile, yeter ki ‘modern hayat’ denilen ve her coğrafya da yerli işbirlikçileri eliyle oynanan bu sahnede, küçükte olsa bir role talip oluşlarını içi sızlayarak izler. İzledikleri onu sadece kime, ne zaman,
nasıl yaklaşması, anlatması, uyarması gerektiği konusunda biliçlendirir. İnsan olarak insanlığın kendini topyekün intihara sürükleyişine, azabı hakedecek bir hayatı umarsızca geçirip kaybetmelerine duyarsız kalmaz. Bıkmadan, usanmadan, pes etmeden anlatır, anlatır, anlatır. Ne de olsa sahile vuran deniz analarından kaç tanesini suya kavuşturursa kurtulacaklarının farkındadır. Su islamdır ona göre. İslamas hayatın, afiyetin, selametin ta kendisi. Sahildeki deniz anaları ise, islamaızlıktan can çekişenler elbette.
300- Eğer bir insan, iyi davranışlar sergileyerek kendini tümüyle Rabbine adarsa, işte onun tutunduğu bu kulpun, asla kopmayacağını bilir. Modern insanın kimliksizleşmesinin en temel sebebinin güven kaybı yahut eksikliği olduğunun farkındadır. Oysa inancın insanın içini kuşatan bir ordu gibi, iç benliğe güç, kuvvet, kudret, emniyet hissettirdiğinin canlı şahidi, bizzat kendisidir. Yapacağı hiç bir iyiliğin kaybolmayıp değerlendirileceğini bilmek, onu daha çok iyilik yapmaya iter. Oysa Allah için yapılmayan iyiliklerin nasılda hunharca hiçe sayıldığına, hem yaşadıklarıyla hem de duyduğu, gördüğü ve dinlediği pek çok insanın gerçek yaşam öyküleri sayesinde tecrübe etmiştir. Bu nedenle ‘iyiliğin karşılığı yalnızca iyilik olacak’ diyerek çıkar yola. Ve iyi olmaya azami gayret edip, iyi olmak isteyip bir yol bir yöntem bulamamışlara, bir dost eli uzatıp, yol ve yöntem öğretmeyi kendine görev bilir.
Hatice Dilek CENGİZ

Has Kullar

Has Kullar
295- Kuran’da ki her bir ayet hikmet dolu olduğunu bilir. Kim güzel düşünmek, güzel davranmak, güzel yaşamak, güzel ölmek, güzel hatırlanmak, güzel dirilmek istiyorsa ilham kaynağının Kuran olması gerektiğinin şuurunda olduğundan, tüm insanlığı bu güzellikle tanışmaya davet eder. Güzel insanlardan olmanın temel dinamiklerinin; günde beş kez Rabbi ile söyleşmekten, kendisinin sahip olduğu nimetleri ihtiyaç sahipleri ile paylaşmaktan, ölümden sonra yaşanılan hayatın hesabının sorulacağına kat’iyetle inanmaktan geçtiğini, bu güzel inanç ve ibadetlerin onu kurtuluşa erdireceğini bilir. Bunu bilmek onu her şart ve ortam da bilinçli, emin ve sakin tutar. Rabbinin ona öğretmiş olduğu muhteşem hikmetlerle, hayatı bir bilge gibi yaşar.
296- Ahirette rezil olacak olanların dünyada hiçbir ilmi delile dayanmadan safsatalarla, insanları Allah’ın yolundan saptırmaya çalışarak ve dinin tüm değerleri ile alay ederek ömürlerini tükettiklerini ve tüketmeye de devam edeceklerini bilir. Bu kötü amaçları için çok para akıttıklarına defaatle şahit olur. Dünya hayatında Rabbine ve Rabbinin kitabına meydan okuyanların, mahşeri unutmuşcasına yaşıyor olmalarından kendine dersler çıkarır. Onların batıl inanışları için bile, onca para akıtıp, emek harcadıklarını gördükçe, Rabbine nasıl daha iyi bir kul olacağı, dinine nasıl daha iyi hizmet edeceği konusundaki gayretini arttırır. Çevresindeki kardeşlerinide bu ve bunun gibi konularda teşvik ederek, istişare ederek, yardımlaşarak, bir ömür Alemlerin Rabbinin taraftarı olmak için çalışıp yorulmayı göze alır. Cennetin onun ve onunla birlikte gönülden doğruya teslim olanların dinlenip, eğlenip, mutluluğun zirvesini tadacakları bir yer olarak, sakinlerini beklediğini bilir. Bu müjdeyi henüz dünyada iken Rabbinden almak ,onu inanılmaz heyecanlandırır.
297- Batıl hayatı tercih edip beğenenleri, ne zaman Kuran ile uyarmaya kalksa, sanki duymuyor gibi davranıp, kibirlendiklerine şahit olur. Onları bu hallerinin sonunun azap olacağına dair uyarır. İnsanın duymak istemediği herşeye karşı, nasılda sağır gibi davrandığını görmek onu irkiltir. Bu nedenlede onlara hiç bir konuda benzememek için duyduğu, bildiği, okuduğu, öğrendiği her bir gerçeğe, yüreği ile teslim olmakla kalmayıp, hayatına yansıtır. Bilipte bilmezden, duyupta duymazdan, görüpte görmezden gelenlerden olmamak için, her tercihinde, her takibinde, her plan ve projesinde imanının kalitesi ile farkını fark ettirir.
Hatice Dilek CENGİZ

Gurbet Psikolojisi

GURBET PSİKOLOJİSİ

Develerin tellal, pirelerin berber olmadığı,

Kaf dağının ardından gelenlerin beklenmediği,

Saraylar, tahtlar, taçlar , ipekten ve atlastan giysiler,

Zümrütler, yakutlar, inciler,

Şelaleler, ağaçlar, çiçekler,

Güzelin ekilip, zarafetin, nezaketin, asaletin kök saldığı,

Umudun, huzurun, sevincin filiz verdiği,

Dostun, kardeşin, evladın etrafımızı sarıp sarmaladığı,

Peygamberlerin, şehitlerin, salihlerin sohbete daldığı,

Sevenin, sevilenin, yürekten sevilmek için bir ömür bekleyenin,

Yüzünde güller açtığı,

Yenilenin içilenin zahmetsiz enerjiye döndüğü,

Irağın yakına, acının hazza, yorgunluğun bitimsiz sefahate dönüştüğü,

Sesin müziğe, sözün müjdeye, bedenin eşsiz güzelliğe ulaştığı,

Terin, tozun, pisliğin,yokun yok olduğu,

Varın varlığının sınırsız, tahayyüle sığmayan,

Umulanın çok ötesinde bir eşsizlikte sunulduğu,bir dünyanın gurbetindeyiz!

Dünyadayız ,sınavdayız , çoğu zamansa bilip yapmadıklarımız yüzünden firardayız Rabbim!

Şu gün, şu ay, şu bayram hürmetine,

Şu canım,şu tevbem, şu duam acziyetiyle,

Ahir Zaman da, Ahiretine göçerken , Ahirimiz Cennetin,

Rızan, hoşnutluğun olsun diye yakarıyoruz.

Bunu başarmak için senden yalnız senden;

Coşturan bir iman,

Hayırlarda koşturan amel,

Şehadetle biten bir son diliyoruz.

Biliyorum bütün bunlar ne sözle,

Ne samimiyetsiz eylemle,

Ne meşakkatsiz bir ömürle kazanılmaz.

Senden zorumuzu kolay,

Çabamızı sürekli,

Niyetimizi amelimizden çok daha hayırlı kılmanı diliyoruz.

Can yakan, kafa kesen, işkence eden,

Suçlayan, yargılayan, aşağılayanlar,

Zalimler, hainler ve sapkınlar,

Her köşe başını nasıl tuttuysa,

Senden senin yardımını,

Katından indireceğin nişanlı melekelerini,

Hayattan çok, ölümü seven mücahit ve mücahidelerinle,

Bize vaat ettiklerini diliyor,

Eğer bizi buna ehil görürsen bizim ellerimizle,

Yok eğer bu mücadele bizim gücümüzü aşan bir hal ise,

Yerin ve göğün orduları biliyorum ki senin elinde,

Biz senden seni ve senin vaat ettiklerini diliyoruz Rabbim.

Yavrularım ,kardeşlerim, ümmetim acılar içinde.

Biz yanıyoruz, biz yakarıyoruz, biz umuyoruz Rabbim!

Gurbetinde olmak bayram bile olsa işte böyle bir şey!

Sana arz ediyoruz halimizi.

Çünkü sen bizim velimizsin, vekilimizsin.

Merhametlilerin en merhametlisi olan Rahman ve Rahimimizsin.

Duyan, gören ve bilensin.

Yaptığın her işi hikmet üzere ve mükemmel yapansın.

Bize nusretini yaşat Rabbim!

Amin!

Hatice Dilek Cengiz

Yaşam Koçu-Gıda Müh.Yazar

“Sarp Yokuş II” adlı eserinden alıntıdır.

Has Kullar

Has Kullar
292- Allah’ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna, şeytan ve dostlarının Cehennemlik olduğunu bilir. Şeytanın hilelerine kananların Rablerine eş koşan müşrikler olduğunun farkındadır. Kimsenin kendini ‘şeytana uydum’diyerek kandırmaması gerektiğini, Rabbine uymak yerine şeytana uymayı tercih etmiş olduğunu, bunun da Allah katında kabul edilebilir bir mazeret olmadığını, net bir şekilde anlatır. Çünkü çok iyi bilir ki şeytan imanında ihlası yani samimiyeti, ciddiyeti, hassasiyeti yakalayan ve Rabbinin hoşnutluğunu kaybetmek istemeyenleri azdıramaz. Hayata dair her şeyi çok önemseyip, ahirete dair konuları es geçenlerin, dinlerini hafife aldığının şuurundadır. O da bu gibileri çok ciddiye almayıp, yapacağından, söyleyeceğinden onlar için vazgeçmez. Rabbini hafife alanların, hafife alınmayı hak ettiğini bilir ve bu kilşilere ona göre muamele eder.
293- Allah’tan gayrısını yüceltip putlaştıranların ‘Eğer bize de kitap verilseydi, elbette biz de ihlaslı kullardan olurduk!’ deyişlerine aldırmaz. Bilir ki son indirilmiş kitaba rağmen, onu inkar edenler yine bu gibilerdir. İleride tüm gerçeklerin ortaya çıkacağı güne dek, ağzı olanın konuştuğu bir dünyada , çoğu insanın boş konuştuğunun ve boş şeylere adanmış bir hayat yaşadığının hep farkındadır. Her konuşanın, talepte bulunanın, vadedenin, sözünde durmadığını ve durmayacağını, ayet ayet Rabbi ona öğretmiştir. Bu nedenle de lafa karnı toktur. Sırf konuşmuş olmak için konuşan, sormuş olmak için soran ve sürekli mazeret sıralayanlara karşı temkinlidir. Tecrübeleri bu kişilerle yola çıkılmayacağını, çıkılsa da yolda kalınacağını, yol arkadaşlarını çok ince eleyip sık dokuyarak seçmesi gerektiğini, yaş aldıkça daha net fark ettirmiştir.
294- Zaferin Allah’ın takdirine bağlı olduğunu, Rabbinin ordularının her asırda üstün geldiğini ve geleceğini bildiğinden, onların yaptıklarına, söylediklerine, sataşmalarına aldırmaz. Sadece dikkatle takip eder. Hazırlıklı ve uyanık davranır. Uyarılanların sonunun acı olacağını bildiğinden, uyarıldığı tüm hükümleri yaşamaya devam ederken, öğüt fayda vereni de, güzel ve etkili bir dille uyarmaya devam eder. Kötü sona karşı uyarmamış olmamak adına ne gerekiyorsa yapar ki Rahman’ın huzurunda hiç değilse o kendine düşeni yapmışlardan olsun.
Hatice Dilek Öztürk

Has Kullar

Has Kullar
289- Hayatta iyi kimseler oacağı gibi, kötülerin ve kendine açıktan açığa kötülük edenlerin de olacağını bilir. İyiliğin kişiye göre değişecek bir olgu olmadığını bilir. İyilik herkesçe kabul görecek ahlaki, insani ve dünyevi duruş, hal ve eylemi gerçekleştirecek bir duygu
durumunun sonucudur. Bu duygu durumunu sürekli korumak, ona göre bir erdemdir. İyiliğin yapsam da olur yapmasam da denilerek yapılamayacağından, ‘hiçkimse yapmasa da, yahut taktir etmese de ben yapmalıyım’ denilerek yapılacak, olumlu davranışlar bütünü olduğunu bilir. Kötülüğün ise tarife bile gerek kalmayacak şekilde herkesçe çok iyi bilindiğinin şuurundadır. Hayat boyu tek hedefi iyilikler derleyip, iyilikler ekip, kötülerin kötülüklerine gücü yettiğince engel olabilmektir.
290- Bazen sorumluluktan kaçmanın insanın başına çok daha büyük dertler açacağının farkındadır. Aslında sorumluluk almayı veya sorumluluk verilmesini, dert olarak algılamanın, başlı başına bir sorun olduğunu anladığı gün, sorumluluklarının onu korkutmaması gerektiğini de fark etmiştir. Öyle ya sorumluluk verilmekte, sorumluluk almakta kendine güvenin veya ona güvenildiğinin alameti olduğundan, bunun bile tek başına onu mutlu etmesi gerektiğini hatırlamalıdır. Bu güne dek aldığı sorumlulukların hakkını vermediği her olayda, kendini sıkıntıya sokacak olayların içinde kaldığını görmüştür. Bu olaylardan da başkalarını suçlayarak değil ancak nerde hata yaptığını düşünüp bulduğu zaman sıyrılıp çıkabildiğini tecrübe etmiştir.
291- Ağır imtihanlardan çıktığında kendisini yorgun, halsiz, zayıf hissetmesinin normal olduğunu bilir. Elbette insan olmak ve insan kalmanın ciddi bir mücadele gerektirdiğinin farkındadır. Hataların insan için olduğunu bilmek, hatalarından ders alarak ilerlemek onun hayat prensibidir. Bilir ki tekrarlanan hatalar:
– Tam anlamıyla ders alınmayıp yinelenen davranışlardan
– Kendisi dışında herkesin suçlu görüldüğü anlardan
– Yapılan hata basit görüldüğünden
– Bilmediği yahut eksik bildiği bir konuyu bile, bilirmiş gibi davranarak yaşamaya kalkıldığından,
– Pek çok insanın aynı hatayı umarsızca sürdürüyor olmasından
– Zaaflara ya da duygulara esir olunduğundan
– Hata yapmayı alışkanlığa dönüştürdüğünden
– Doğru yaptığını zannettiğinden
– Nefsin yahut şeytanın tuzağına düştüğünden
kaynaklandığını bilir.
Hatice Dilek Öztürk

Has Kullar

Has Kullar
286- Rabbinin azim sahini her kulu, Allah adına canından geçmeyi göze aldığında, müşriklerin tuzaklarından kurtaracağını bilir. Tıpkı Musa as, İbrahim as. ve sihirbazlıktan muvvahhidliğe yükselip, doğru seçim yaparak, Allah’ın korumasına giren sihirbazlar gibi. Buna benzer pek çok yaşanmış örneğin mevcut olduğu kitabı, onun için kalıcı, değiştirici ve dönüştürücü izler bırakan bir kılavuzdur. Ömrü boyunca yolu, yolun sahibinden öğrenmenin emniyeti ile, kolay ve başarı dolu bir yolculuktur ‘hayat’ onun için. Elbette zorlandığı ve zaman zaman başarısının düştüğü anlar da olacaktır. Bütün bunların insan oluşundan kaynaklandığını bildiğinden kendini aciz, yenik yahut tükenmiş hissetmeden yola devam edebilir daima. Çünkü yolun sahibi yol boyunca ona görünen (aile, eş, dost, kardeş, evlat vs) ya da görünmeyen( melekler) ile destek vereceğini vaadetmiştir. İşte bu onu gayret ve dua ikilisinin dengesinde tutar. Kendi soyunun da uslu, yani akıllı, yani aklını hakkıyla kullanır olması için bile Rabbinden böylesi evlat diler. Duasında bile pervasızca sözler sarf etmez. Ne istediğine, niye istediğine, ne şekilde istemesi gerektiğine özen gösterir. Rahman katında özel kullardan olabilmek için; her işini, her sözünü, her niyetini özenle seçmesi gerektiğinin şuurundadır.
287- Örnek bir ebeveyn olmak için, yaşanması gerekeni uzun uzadıya anlatarak, tekrar tekrar uyararak, baskı yaparak değil, sadece yaşayarak, yaşantısıyla saygı ve güven uyandırmalıdır. Evladı da yürekten Allah’a teslim olmuşsa, birlikte güzel işler yapabileceğinin fafkındadır. Zorluklarla mücadele edecek sabrı ise, ancak ihlaslı kulların gösterebileceğinin farkındadır. Fakat evladı bile olsa kimsenin ihlaslı davranmasını sağlayamayacağının bilincindedir. Çünkü ihlasın kimseye ihsan edilemeyen, ancak dileyene Rahman’ın ihsan ettiği muazzam bir farkındalık bilinci olduğunu bilir.
288- Kulun Rabbine kulluğunu ispatladığı her an, fazlasıyla rahmete gark edileceğini bilir. Bununla da kalmayıp, şanının kendinden sonrakiler arasında bile süreceğini Rabbi ona müjdelemiştir. Bu nedenle iyiliğin toprağa ekilen bir zeytin ağacı gibi, asırlar sonra bile meyvesini vermeye devam edeceğini, iyilik sahibinin yer ve gökte namını yükselteceğini bildiğinden, eylemlerinin neticelerini uzun soluklu almayı hedefler. Bilir ki iyiliklerin hatırda kalmasını sağlayacak olan Rahman’dır. Ona düşense iyi olmak, iyi kalmak ve iyi olarak göçmektir.
Hatice Dilek Öztürk

Has Kullar

Has Kullar
283- Mahşer günü zelil halde insanların birbirlerini suçlayacaklarını bilir. Bir kısmının diğerlerine : ‘Siz bize sağdan gelirdiniz.’ ( Şirin görünürüp bizi aldatırdınız.) derken. Diğerlerinin: ‘Siz zaten inanmıyordunuz. Bizim sizi zorlayacak gücümüzde yoktu. Fakat siz azgınlardandınız.’ diyerek kendilerini savunacaklarını, kitabı ona öğretmiştir. Azdıranların: ‘Biz sizi azdırdık. Çünkü zaten biz de azgındık.’ deyişleri ona hayli manidar gelir.’ Öyle ya kendisi azmayanın, kimseyi azdıramayacağını, azmamış olanı ise, kimsenin zorla azdıramayacağını’ Rabbi kitabında çok açıkça anlatmıştır. Azan ya da azdıranların azapta ortak olması, onu dünyada yumurta mı tavuktan, tavuk mu yımurtadan tarzındaki gereksiz polemiklere girmekten alıkoyar. Önemli olanın sonuç olduğu fakat sonuca götüren eylemlerin aslında sonucu otamatikman doğuracağı, herkesin ektiğini biçeceği şuuruyla yaşamak, onu niyet ve akıbet konusunda hassas davranmaya sevk eder.
284- Allah’tan başka ilah yoktur dediğinde kibre kapılan kişilerin, ateşin yolcusu olduğunu bilir. Bu nedenlede onlara, kızmaktan öte acır. Bu, filmin sonunu bilen insanın, sahnelere çok farklı bir gözle bakabilmesini sağlar. Bu yüzden de daima dingindir. Dünyada bazen evde, bazen işte, bazen bir eğitim de, bazen tanışlarla, bazense yabancılarla konuşurken sohbet arası ahiretin, dirilişin, kıyametin hiç düşünmeden ve korkmadan inkar ediliverişine şahit olur. Ve sonra Kuran’da bu kişilerin Cehennemdeki halleri canlanır beyninde. Ve bu hale düşmekten Rabbine sığınır. Ve bir ömür bu hale düşmemek için ve düşmek üzere olanlardan kimi kurtarabilirim gayreti ile çalışır. Çünkü asıl gayretin Cehennemden kurtuluş gayesi için olması gerektiğini, insanlarınsa dünyevi pek çok basit konuyu bundan çok daha fazla önemsediğini, kaygılanıp korkup tedbir aldığını bilir. Onların bu rahatlığı ve umarsızlığı yüreğini sızlatır.
285- Bazı beyinsiz insanların, kendi yonttuğu şeye tapacak kadar kendilerini küçültmeleri ona çok garip gelir. Fakat bu garip insanların, inançlı insanları garip bulduklarını, hatta garip bulmaktan da öte inancından dolayı zulmettiğini görmek, duymak, okumak ona boş durmaması, aksine tuzak kuranların tuzaklarına düşeceği ana dek ne kadar fazla kişiye gerçeği, aklın yolunu, Rabbimi anlatabilirimin derdine düşürür. Sahte ilahların güçsüzlüğünü düşündükten sonra, Rabbinin gücünü, kudretini, ilmini her hatırladığında, emniyet ve huzur hissi tüm yüreğini doldurur.
Hatice Dilek Öztürk

Has Kullar

Has Kullar
280- Namazı, ibadetleri, hayatı ve ölümü Alemlerin Rabbi Allah içindir. Her iş, oluş ve niyette süreci inancı ile yönetir. Gösterişin, abartının, hilenin, isteksizliğin, laçkalığın, ruhsuzluğun, vicdansızlığın, pisliğin, çirkinliğin onun hayatında yeri yoktur. Ne için neyi feda edeceğini, neden önce neyi öncelemesi gerektiğini, neyle neyin bir araya geleceğini, neyin neysiz anlamını yitireceğini, neyi, ne kadar, nasıl ve kim için yapması gerektiğini bildiğinden; kaosa, bunalıma, çaresizliğe, anlamasızlığa düşmeden emin, tutarlı, güçlü ve sağlıklı kararlar alır ve ilerler. Engeller onu engelleyemez. Çünkü o hep daha çok sıçraması için bir basamak görmüştür, birilerinin engel saydıklarını. Hep daha çok sıçrayacak gücü vardır. Çünkü gücünün kaynağı inancının ona öğrettiği ‘çalışana karşılığı mutlaka verilecektir’ müjdesidir. ‘Hayat, yaşam ve ölüm arasında ok gibi hedefi on ikiden vurmaya adanmaktır!’ ona göre. Ve şehadetse, Altın Vuruşun gerçekleştiği o muhteşem an. En büyük başarı ve elbette en güzel ödül.
281- Rabbinin her şeyin ama yaratılmış her şeyin ilahı olduğunu bilir. Ve elbette yaratıcısından başka yöneyici aramaz kendisine. Herkesin yaptıkları ile neler kazanacağını, yapmadıkları ile neleri kaybedeceğini Rabbi ona öğretmiştir Kutsal Kitabı Kuran’da. Hiçbir suçlunun bir başkasının günah yükünü çekmeyeceğini bildiğinden, cezasına dayanması mümkün olmayan işlere girişmez. Giriştiğinde ise, tevbe etmeden kendini kandırarak, birilerinin onu kurtarabileceğini ummaya kalkmaz. Dünya da çözümsüz kalan tüm anlaşmazlıkların, Rahman’ın huzurunda kurulacak mahkemede, nihai karara bağlanacağını bilir. Bu yüzden de, bile bile sanık sandalyesinde oturmak zorunda kalacağı işlerde ısrar etmez.
282- Şeytanların son Peygamber Muhammed as. gelmeden Mele-i Ala’dan haber aldıklarını fakat sonra bu kapıların kapanıp kovulduklarını kitabından öğrendiği için, Cinlerden gayba dair bilgi öğrenme peşine düşmez. Gaybı bilmediklerini, bir şey öğrenebilen olduysa da, onun da yok edildiğini bildiğinden, mantıksız ve tehlikeli eylemlere girişmez. Gayptan haber verdiğini iddia edenlerin hezeyanlarına kulak asmaz.
Hatice Dilek Öztürk