Has Kullar
Has Kullar
286- Rabbinin azim sahini her kulu, Allah adına canından geçmeyi göze aldığında, müşriklerin tuzaklarından kurtaracağını bilir. Tıpkı Musa as, İbrahim as. ve sihirbazlıktan muvvahhidliğe yükselip, doğru seçim yaparak, Allah’ın korumasına giren sihirbazlar gibi. Buna benzer pek çok yaşanmış örneğin mevcut olduğu kitabı, onun için kalıcı, değiştirici ve dönüştürücü izler bırakan bir kılavuzdur. Ömrü boyunca yolu, yolun sahibinden öğrenmenin emniyeti ile, kolay ve başarı dolu bir yolculuktur ‘hayat’ onun için. Elbette zorlandığı ve zaman zaman başarısının düştüğü anlar da olacaktır. Bütün bunların insan oluşundan kaynaklandığını bildiğinden kendini aciz, yenik yahut tükenmiş hissetmeden yola devam edebilir daima. Çünkü yolun sahibi yol boyunca ona görünen (aile, eş, dost, kardeş, evlat vs) ya da görünmeyen( melekler) ile destek vereceğini vaadetmiştir. İşte bu onu gayret ve dua ikilisinin dengesinde tutar. Kendi soyunun da uslu, yani akıllı, yani aklını hakkıyla kullanır olması için bile Rabbinden böylesi evlat diler. Duasında bile pervasızca sözler sarf etmez. Ne istediğine, niye istediğine, ne şekilde istemesi gerektiğine özen gösterir. Rahman katında özel kullardan olabilmek için; her işini, her sözünü, her niyetini özenle seçmesi gerektiğinin şuurundadır.
287- Örnek bir ebeveyn olmak için, yaşanması gerekeni uzun uzadıya anlatarak, tekrar tekrar uyararak, baskı yaparak değil, sadece yaşayarak, yaşantısıyla saygı ve güven uyandırmalıdır. Evladı da yürekten Allah’a teslim olmuşsa, birlikte güzel işler yapabileceğinin fafkındadır. Zorluklarla mücadele edecek sabrı ise, ancak ihlaslı kulların gösterebileceğinin farkındadır. Fakat evladı bile olsa kimsenin ihlaslı davranmasını sağlayamayacağının bilincindedir. Çünkü ihlasın kimseye ihsan edilemeyen, ancak dileyene Rahman’ın ihsan ettiği muazzam bir farkındalık bilinci olduğunu bilir.
288- Kulun Rabbine kulluğunu ispatladığı her an, fazlasıyla rahmete gark edileceğini bilir. Bununla da kalmayıp, şanının kendinden sonrakiler arasında bile süreceğini Rabbi ona müjdelemiştir. Bu nedenle iyiliğin toprağa ekilen bir zeytin ağacı gibi, asırlar sonra bile meyvesini vermeye devam edeceğini, iyilik sahibinin yer ve gökte namını yükselteceğini bildiğinden, eylemlerinin neticelerini uzun soluklu almayı hedefler. Bilir ki iyiliklerin hatırda kalmasını sağlayacak olan Rahman’dır. Ona düşense iyi olmak, iyi kalmak ve iyi olarak göçmektir.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
283- Mahşer günü zelil halde insanların birbirlerini suçlayacaklarını bilir. Bir kısmının diğerlerine : ‘Siz bize sağdan gelirdiniz.’ ( Şirin görünürüp bizi aldatırdınız.) derken. Diğerlerinin: ‘Siz zaten inanmıyordunuz. Bizim sizi zorlayacak gücümüzde yoktu. Fakat siz azgınlardandınız.’ diyerek kendilerini savunacaklarını, kitabı ona öğretmiştir. Azdıranların: ‘Biz sizi azdırdık. Çünkü zaten biz de azgındık.’ deyişleri ona hayli manidar gelir.’ Öyle ya kendisi azmayanın, kimseyi azdıramayacağını, azmamış olanı ise, kimsenin zorla azdıramayacağını’ Rabbi kitabında çok açıkça anlatmıştır. Azan ya da azdıranların azapta ortak olması, onu dünyada yumurta mı tavuktan, tavuk mu yımurtadan tarzındaki gereksiz polemiklere girmekten alıkoyar. Önemli olanın sonuç olduğu fakat sonuca götüren eylemlerin aslında sonucu otamatikman doğuracağı, herkesin ektiğini biçeceği şuuruyla yaşamak, onu niyet ve akıbet konusunda hassas davranmaya sevk eder.
284- Allah’tan başka ilah yoktur dediğinde kibre kapılan kişilerin, ateşin yolcusu olduğunu bilir. Bu nedenlede onlara, kızmaktan öte acır. Bu, filmin sonunu bilen insanın, sahnelere çok farklı bir gözle bakabilmesini sağlar. Bu yüzden de daima dingindir. Dünyada bazen evde, bazen işte, bazen bir eğitim de, bazen tanışlarla, bazense yabancılarla konuşurken sohbet arası ahiretin, dirilişin, kıyametin hiç düşünmeden ve korkmadan inkar ediliverişine şahit olur. Ve sonra Kuran’da bu kişilerin Cehennemdeki halleri canlanır beyninde. Ve bu hale düşmekten Rabbine sığınır. Ve bir ömür bu hale düşmemek için ve düşmek üzere olanlardan kimi kurtarabilirim gayreti ile çalışır. Çünkü asıl gayretin Cehennemden kurtuluş gayesi için olması gerektiğini, insanlarınsa dünyevi pek çok basit konuyu bundan çok daha fazla önemsediğini, kaygılanıp korkup tedbir aldığını bilir. Onların bu rahatlığı ve umarsızlığı yüreğini sızlatır.
285- Bazı beyinsiz insanların, kendi yonttuğu şeye tapacak kadar kendilerini küçültmeleri ona çok garip gelir. Fakat bu garip insanların, inançlı insanları garip bulduklarını, hatta garip bulmaktan da öte inancından dolayı zulmettiğini görmek, duymak, okumak ona boş durmaması, aksine tuzak kuranların tuzaklarına düşeceği ana dek ne kadar fazla kişiye gerçeği, aklın yolunu, Rabbimi anlatabilirimin derdine düşürür. Sahte ilahların güçsüzlüğünü düşündükten sonra, Rabbinin gücünü, kudretini, ilmini her hatırladığında, emniyet ve huzur hissi tüm yüreğini doldurur.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
280- Namazı, ibadetleri, hayatı ve ölümü Alemlerin Rabbi Allah içindir. Her iş, oluş ve niyette süreci inancı ile yönetir. Gösterişin, abartının, hilenin, isteksizliğin, laçkalığın, ruhsuzluğun, vicdansızlığın, pisliğin, çirkinliğin onun hayatında yeri yoktur. Ne için neyi feda edeceğini, neden önce neyi öncelemesi gerektiğini, neyle neyin bir araya geleceğini, neyin neysiz anlamını yitireceğini, neyi, ne kadar, nasıl ve kim için yapması gerektiğini bildiğinden; kaosa, bunalıma, çaresizliğe, anlamasızlığa düşmeden emin, tutarlı, güçlü ve sağlıklı kararlar alır ve ilerler. Engeller onu engelleyemez. Çünkü o hep daha çok sıçraması için bir basamak görmüştür, birilerinin engel saydıklarını. Hep daha çok sıçrayacak gücü vardır. Çünkü gücünün kaynağı inancının ona öğrettiği ‘çalışana karşılığı mutlaka verilecektir’ müjdesidir. ‘Hayat, yaşam ve ölüm arasında ok gibi hedefi on ikiden vurmaya adanmaktır!’ ona göre. Ve şehadetse, Altın Vuruşun gerçekleştiği o muhteşem an. En büyük başarı ve elbette en güzel ödül.
281- Rabbinin her şeyin ama yaratılmış her şeyin ilahı olduğunu bilir. Ve elbette yaratıcısından başka yöneyici aramaz kendisine. Herkesin yaptıkları ile neler kazanacağını, yapmadıkları ile neleri kaybedeceğini Rabbi ona öğretmiştir Kutsal Kitabı Kuran’da. Hiçbir suçlunun bir başkasının günah yükünü çekmeyeceğini bildiğinden, cezasına dayanması mümkün olmayan işlere girişmez. Giriştiğinde ise, tevbe etmeden kendini kandırarak, birilerinin onu kurtarabileceğini ummaya kalkmaz. Dünya da çözümsüz kalan tüm anlaşmazlıkların, Rahman’ın huzurunda kurulacak mahkemede, nihai karara bağlanacağını bilir. Bu yüzden de, bile bile sanık sandalyesinde oturmak zorunda kalacağı işlerde ısrar etmez.
282- Şeytanların son Peygamber Muhammed as. gelmeden Mele-i Ala’dan haber aldıklarını fakat sonra bu kapıların kapanıp kovulduklarını kitabından öğrendiği için, Cinlerden gayba dair bilgi öğrenme peşine düşmez. Gaybı bilmediklerini, bir şey öğrenebilen olduysa da, onun da yok edildiğini bildiğinden, mantıksız ve tehlikeli eylemlere girişmez. Gayptan haber verdiğini iddia edenlerin hezeyanlarına kulak asmaz.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
277- Aklı erene kadar yetimin malına iyi niyetle yaklaşır. Asla o büyümeden harcamaya ya da üzerine geçirmeye kalkmaz. Ölçerken, tartarken adil olur. Çıkarını düşünmez. Rabbinin kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyeceğini, eğer üzerine bir sorumluluk düştü ise hakkını vermesi gerektiğini bilir. Acizmiş gibi, mecbur değilmiş gibi, başa kakarmış gibi davranmaya yükten kaçmaya çalışmaz. Söz söylediğinde haktan asla sapmaz. Neyse onu söyler. Neyse onu anlatır. Taraf tutup kimsenin mağdur olmasına sebep olmaz. Hiç kimse ona Allah’tan daha yakın olmadığına göre, hiçkimse için adaletten taviz vermez. Allah’ın düşünmeyi farz kıldığını bildiğinden her işini düşünerek yapar. Hayrı düşünüp hayra niyet etmekle bile, hayır kazanacağını bildiğinden, kendini bu güzel düşünce sistemiyle yaşayıp, ayakta, yahut oturur, hatta yatar halde iken bile. ecir kazanmaktan mahrum etmez.
278- İslamın dosdoğru yol olduğunu bildiğinden, bildiğini okumakla kalmaz, bildiği ve inandığı doğruları yaşar. Sadece ama sadece Rabbinin emirlerini kayıtsız, şartsız, tartışmasız kabul eder. Harici tüm yol, yöntem, ilke, prensip, düşünce sisteminin tartışılabilir olduğunu bilir. Dayatmalara yahut propagandalara aldırmaz. Sakınılması gereken her şeyin kitabında tek tek anlatılıp öğretildiğini bilir.
279- Din hakkında tartışıp görüş ayrılığına düşenlerden ayrılır. Onlarla ilişkisini keser. Onların işinin Allah’a kaldığını bilir. Kimseye bu yüzden dünyada ceza vermeye yahut bedel ödetmeye kalkmaz. Allah’ın onlara din hakkındaki bu yanlışlıklarının hesabını soracağını çok iyi bildiğinden, bu tiplerle kısır, sığ, anlamsız tartışmalara girmez. Onurluca bu ortamlardan uzak kalır. Dinin izzetini muhafaza eder.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
274- Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilmiş hayvan dışında hiçbir şeyin haram olmadığını bilir. Bu sayılanları hiç bir zaman tüketmez. Bilinçli bir tüketici olup, yediği içtiği ürünlerin helal ve temiz olması konusunda takvaya uygun davranır. Başkasına zarar vermemek ve sınırı da aşmamak üzere bunlardan yemek zorunda kalırsa da Rabbinin bağışlayacağının müjdesi kitabında ona öğretilmiştir. Allah’ın bunları neden haram kıldığı üzerinde tefekkür eder. Maddi ve manevi kirlenmeye neden olacak bu tür ütünleri tüketenlerin, nasıl yedikleri pis gıdalar gibi kirlendiklerinin, duygu ve düşüncelerinin bozulduğunun, fiziksel ve psikolojik sağlıklarını kaybettiklerinin
farkındadır. Elbette insanın kimyasını bozan bu tür şeylerin, bir hikmet üzere yasak edildiğinin şuurundadır. Bu yüzden de Rabbine daima şükran duyar.
275- Ayetleri yalanlayan ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uymaz. Rabbine eş tutanların böyle davranacağını bildiğinden bu tür insanlara bağlanmaz. Onlardan emir almaz. Onların isyan ve inkar kokan söylemlerine ehemmiyet vermez. Onun için din, dinin hükümleri, ahiretin varlığı tartışma konusu değildir. Kimsenin keyfi için Rabbinin emrini es geçnez. Dokunulmazlarına dokunan, sataşan, hafife alanlarla sınırların net belirlendiği ilişkiler kurar. Asla boyun eğmez. Ezik yahut silik bir duruş sergilemez.
276- Allah’ın şirk koşmamayı, anne babaya iyilik etmeyi, geçinemem diyerek çocuklarını öldürmeyi, kötülüğün açık ya da gizlisine yaklaşmamayı, Allah’ın yasakladığı cana haksız yere kıymamayı emrettiğini bilir. Şirkin her çeşidinden kaçınır. Ebeveynine iyilik için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken, diğer kardeşlerim niye yapmıyoru sorgulamaz. Onlar için yaptığı hiç bir iyiliği çok görmez. Rızık derdine düşüp farklı yöntemlerle neslini katletmez. İnsanlar arasındayken de yalnızken de Rabbinin gözetiminde oldığunun şuurundadır. Haram olan hiçbir katlima ortak olmaz. Kimse için haksız yere kimsenin canına kıymaya kalkmaz. Kuran da ki her bir ayet üzerinde derinlemesine düşünüp öğüt almayı, kişisel gelişiminin ilk basamağı sayar. Böylece ‘öğüt fayda veren kullar’ listesine adını yazdırır.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
271- Beyinsizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, kendi kendilerine haram edenlerin, kendi nefislerine tapan sapkınlar olduklarını bilir. Ne manen ne de fiziksel anlam da çocuklarını öldürmekten, öldürmeye meyletmekten, öldürmek için var güçleriyle uğraşanlara teslim edip, sonra da ellerini oğuşturanlardan olmaktan Allah’a sığınır. Böylesi insanların doğru yolda olmadığını ve bu hal üzere yaşamaya devam ederlerse bu hal ile öleceklerinin şuurunda olarak onlarla ilişkilerine bir seviye belirler.
272- Gelir kaynağı her ne ise kazandığında yahut ürünü topladığında zekatını ve sadakasını geciktirmeden verir. Kazancını çarçur etmez. Rabbinin israf edenleri sevmediğini bilir. İsrafınsa bir şeyi yerinden etmek, hakkını vermemek, batıl iş ve niyetle kullanmak, haddi aşacak şekilde harcamak, gereği gibi şükretmemek olduğunu bilir. Nimetin hakkını cinsi türünden Allah’ın emrine uygun harcayarak ve infak ederek verir. İsrafın her türünden kaçınır. Veren el olabilmek ve kalabilmek için didinir.
273- Allah’ın yarattığı her nimetin helal ise bir faydası olduğunu bilir. Kendine onu bunu bahane ederek haddi
aşmaz. İfrat ve tefritten uzak durur.Hiçbirşeye’çok’meyletmediği gibi ‘hiç’ diyecek kadar da uzak durmaz.Tüm aşırıkların ona şeytanlarca ve şeytanların dostu olmuş insanlarca fısıldandığını bilir. Bu nedenle de hem içinde nefsi ile, hem de ailesi, akrabaları ve sosyal çevresi ile şeytanı dost edinmekten, her anında bilinçli seçimler yaparak, şeytanı ve dostlarını asla hafife almadan, sımsıkı Rabbinin kitabına sarılarak, kavli ve fiili bir izzetli duruşla, daima Allah’a sığınır.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
268- Kitabında Rahman’ın ‘Ey cin ve insan topluluğu içinizden size ayetlerimi anlatan ve bu günle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Peygamberler gelmedi mi?’ diye sorduğunu, onlarınsa ‘Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.’ diyerek dünya hayatına aldandıklarını ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ettiklerini bilir. Halkı habersizken Rabbinin haksızlıkla ülkeleri helak etmediğini de bildiğinden, insanların duymamıştım, bilmiyordum deyişlerinin bahane olduğunun farkındadır.
269- Batıl dinlere sahip insanların kadınlara ve kız çocuklarına zulmettiğini, adaletsiz davrandığını hatta katlettiği bilir. Günümüzde hala kadının bir meta, malzeme, araç gibi kullanılıyor olmasına, haklarının çiğnenmesine karşı duyarsız kalmayıp, her zaman ve zeminde, İslam inancının insanı cinsiyeti ile değil ahlakı, kişiliği, meziyetleri, yetenekleri, ilmi,ihlası ile değerlendirdiğini anlatır. Toplumu bu yönde eğitmeye ve bilinçlendirmeye gayret eder.
270- Kadınlara düşük yaptırmayı meşru sayarak, hamileliği bitirmeye yönelik (kürtaj gibi) canice yöntemler kullanarak, kadının kordonlarını bağlamaya kalkarak, kadın ya da erkeği ‘yeter artık bu kadar çocuk!’ ‘deyip kısırlaştırmaya yönlendirerek, hatta ‘ dünya gitgide kötüleşiyor, böyle bir dünyaya çocuk mu getirilir?’ diyerek haddi aşanların, Mekke müşriklerinin geçmişte defaatle yaptığı diri diri toprağa gömme vahşetinden hiç bir farklarının kalmadığını, tüm bu sayılanların her birinin başlıbaşına zulüm olduğunu anlayacak kadar ferasetli, anlatacak kadar cesaretlidir. Eğer anne adayı hamilelik yahut doğum yaşadığında canı tehlikeye giriyorsa, elbette hekimin gereken tedbiri baştan almayı öğretmesi, sıradışı bir gelişme olup tüm tedbirlere rağmen hamilelik söz konusu olduğunda da, annenin can sağlığını öncelemesi gerektiğini dini ona öğretmiştir. Oysa asrın insanlarınınsa bu tür hayati sebepler olmaksızın, keyfe keder zamanlarda, yapılagelen bu zalim uygulamaları; meşru,
doğal, tercih, zorunluluk, sıradan bir olay gibi göstermeye çalışmalarına, sessiz kalmaz. Rahman’ın yaratmayı dilediği canı, yok etmeyi hedefleyen tüm bu vb faliyetlerin dünya ve ahiret bedellerini açıkça anlatıp
uyarır. Zalime ve zulme seyirci kalmaz. Bu vb konularda oyuna gelmez. Canını, sağlığını, neslini ve tabi ki hayatının kontrolünü ona buna bırakmaz.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
265- Her büyük şehirde liderlik yapanların bozgunculuk yaptıklarının farkındadır. Kimin Allah’ın kurduğu düzeni korumayı hedeflediğinin, kiminse düzeni yıkıp, düzensizliği meşrulaştırmaya çalıştığının şuuruyla, hareket eder. Liderliğin çok büyük mesuliyetler taşımaya liyakat gösterebilir olmayı gerekli kıldığını bilir. Ne önüne gelene, ne önüne getirilene, ne önünde bel bükülene, ne nereden geldiği bile belli olmayan niteliksiz, emniyetsiz, ihlassız kişilere ve davetlerine destek vermez. Rabbini ve hükümlerini yüceltmeyen yani şirksiz iman etmeyenin liderlik hükmünü taşımadığının farkındadır. Bu tür insanların yalnız kendilerini aldattıklarının da bilincindedir.
266- Çok iyi bilir ki Allah kimi doğru yola iletirse, kalbini İslam’a açar. Hangi kalbin samimiyetle O’na yöneldiğini bilir ve O’na yolu buldurur. ‘Yararan yarattığını bilmez mi? ‘der ve ekler ‘Elbette kimin hidayeti hak ettiğini en iyi bilen O’dur!’ Kimin de saptığı için dar ve sıkıntılı bir hayat yaşadığının farkındadır. Bu gibilerin sürekli tık nefes yaşayıp, kalbinin daraldığına pek çok kez şahit olmuştur. Bu hallerin onların inanmayışları sonucu dünya da hak ettikleri ceza olduğunun bilir. Nerede, ne işle ve kimlerle birlikteyken kalbinin ferahladığına dikkat eder. Neyin onu bunalttığına, kastığına, yorduğuna bakıp, kendisini doğru yer, doğru iş, doğru kişilerle birlikte olmaya, birlikte yürümeye, kurtuluşa ermeye endeksler.
267- Allah’ın yüce kitabımızda cinlere şöyle seslendiğini bilir:’ Ey Cinler topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınuz.’ Gerçekten de şöyle bir etrafına baktığında cinlerden korkan, cinlere sığınan, cinlerden medet uman, cinlerle absürd bağlar kurmaya kalkan, cinlerden haber almaya çalışan, cinlerle ortak iş yapmaya kalkan niceleri olduğunu görür. Cinlerle bu tür iletişime geçen insanların ise mahşerde şu itirafı yapacağını yine kitabı ona öğretmiştir.’ Ey Rabbimiz biz birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.’ Allah’ın ise bu sözlere şöyle cevap vereceğini Kuran’da okumuştur: ‘Allah’ın dilediği hariç hepinizin ebedi kalacağı yer Cehennem olacak!’ Rabbinin bir hikmet üzere verdiği bu bilgilerin kıymetini bilir. Cinlerden medet ummaz. Ve onlarla iletişim kurmaz ve kurmaya çalışmaz.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar
262- Allah’ın ayetlerine gereği gibi iman ederek, O’nun adı anılarak kesilen hayvanların etlerini yer. Allah’ın adı ile kesilmiş olduğu halde, yememezlik yaparak haddi aşmaz. Haram ve helali Rabbinin hükmü ile belirler. Zorunda kalmadıkça yenmemesi gerekenlerin kitapta tek tek sayıldığını bilir. Ayette açıkça belirtilenler dışındakiler hakkında birçok insanın, kendi zanlarına uyarak ferva verip, insanları da saptırdığının farkındadır. Hiçbir konuda Rabbinin sınırlarını daraltmaya yahut genişletmeye kalkmaz. Bütün bunların hadsizlik olduğunun şuurundadır. Bu hadsizliği yapanları uyarır ve savundukları görüşlere itibar etmez.
263- Günahın ne açığına ne de gizlisine yaklaşmaz. Gizlide ya da açıkta işlenen her haramın cezasının verileceğini bilir. Rabbinin hudutlarına saygılıdır. Her hükmündeki hikmeti düşünür. Toplumu ifsad edecek her türlü eylem ya da söylemden uzak durur. Yaptıklarını ve yapmadıklarını Rabbinin emirleri belirler. Gelenekler, yönetmelikler, toplum baskısı değil.
264- Keserken Allah’ın adı anılmayan etleri yemez. Bu tür etleri yemenin günah olduğunu bilir. Şeytanın kendi dostlarına, inananlarla mücadele etmek için telkinde bulunduğunu Rabbi ona öğretmiştir.
Şeytan ve dostlarına uymanınsa şirk olduğunun farkındadır. Bu nedenle de kendisi ile din adına mücadele etmeye kalkan herkesin aslında şeytan dostu olan, bir İslam düşmanı olduğunun farkındadır. Bu tür baskı, telkin veya propagandaların arka planını net görecek bir şuura sahiptir. Asla oyuna gelmez.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim
Has Kullar
Has Kullar;
259- Allah’tan başka hakem aramaz. Allah’ın indirdiği kitaptan asla şüpheye düşmez. Rabbinin her konu da Vekil, Şahit, Kefil, Vali, Veli, Alim, Hakem, Hakim, Adl olduğunun bilinciyle yaşar. İster karanlık bir zindan da, ister yapayalnız bir evde, ister gökyüzünde, ister yeryüzünde seyahatte, ister hasta, ister sağlıklı, ister acı dolu, ister mutlu, ister dingin, ister öfkeli, ister emin, ister kaygılı, ister huzurlu, ister dertli her ne halde olursa olsun Rahman’ın ona şah damarından yakın olduğunu bilir.
260- Rabbinin sözlerinin doğruluk ve adalet bakımından tam olduğunu bilir. Onun sözlerini kıyamete kadar hiç kimsenin değiştiremeyeceğinden de emindir. Bu ona göre, ilahi kaynağı olan Kuran’ın, en büyük mucizelerinden biridir. İnsanların Kuran’a gereken ehemmiyeti vermeyişi onu üzse de, onun kitaba olan bağını perçinlemekten başka işe yaramaz. O hiçbir zaman körü körüne muhalefet eden olmaz. Herhalûkârda hakkı ortaya koyup, Rahman içinde yaşadığı toplumla aralarında hakla hükmedene kadar onurlu bir şekilde yaşamaya ve belki düşünüp anlarlar diye uyarmaya devam eder.
261- Hiçbir zaman çoğunluk ne derse o doğrudura itibar etmez. Aksine Rabbinin onu ‘İnsanların çoğunluğuna uyarsanız sizi haktan saptırırlar!’ diyerek uyardığını bilir. Bu nedenle de doğruyu tek başına savunmak zorunda da kalsa davasından, inancından, değerlerinden vazgeçmez. Çoğu insanın zanlarla hareket ettiğini ve yalansız konuşmadığını bilir. O ise bilmediği hiç bir konuda ahkam kesmez. Yarım biliyorsa tamamlamadan kimseye öğretmeye, anlatmaya, duyurmaya kalkmaz. Yalanın her türü ile mücadele edip, şeffaflığı savunur. Sözüne her zaman ve zemin de itibar edilen saygın bir insan olmayı, halifelik göreviyle yeryüzüne gönderen Rabbine bir vefa alameti sayar. Tek derdi nasıl daha iyi halife olabilirimdir.
Hatice Dilek Öztürk
- Published in Makalelerim

