Damarlarımızda İslam Kanı mı Akıyor Gerçekten? (daha&helliip;)

Bir Ayet ve Bir Hadisin Düşündürdükleri
‘Nefsini ilah edinene sen mi bekçi olacaksın Rasulüm?’
‘Kişiye israf olarak nefsinin her istediğini yapmak yeter.’
Öyle ise kardeşler:
Nefsin her istediğini yapmak ve Rahman’ın hükümlerini yok saymak kişinin kendisine tapması anlamına gelir.
Her istediğini yaparak şımarması ise, onun haktan sapmasıdır bilesiniz.
Oysa Allah ‘şımarıkları sevmez’ ve ‘ İsraf edenler şeytanın kardeşleri olmuşlardır! buyurur Kuran.
Ya Rahman bizi bir an bile nefsimizle başbaşa bırakma!
Nefsinin kölesi olmuşların şerinden de bizi, ailemizi, neslimizi ve tüm samimi erkek ve hanım kardeşlerimi koru!
Amin.
Hatice Dilek Öztürk

Hoşgeldin Küçüğüm!

HOŞGELDİN KÜÇÜĞÜM!

Hoş geldin dünyamıza!

Evet burası dünya.

Henüz farkında olmadığın, zamanla olacağın, kocaman bir topun içindesin.

Evet burası dünya sen bir bilinmeyenden gelip, henüz içimize yerleştin.

Seni gönderen seni seçti, milyonlarca rakibin arsından,

İşte sen evet sen şimdi bizimlesin.

Seni çok seven bir ailen ve kardeşlerinle beraber kim bilir neler neler yaşayıp göreceksin.

Korkma küçüğüm!

Hem de hiç korkma!

Sen her şeyle ve herkesle baş edebilecek bir güce geleceksin inşallah!

Nasıl mı?

Çünkü seni çok sevenlere emanet etti Rabbin!

Bil ki güvendesin!

Gül şimdi ve konuşamadığından ihtiyaç duyduğunda ağla.

Sen özgür ve sağlıklı bir bebeksin.

Hep öyle kal!

Büyüdüğünde, kendini rabbinin dininin yardımcısı olmaya hazırla.

Sen Muhammed’sin ve övülen bir makam için, isminle müsemma olmayı bilmelisin.

Yaşıtların var şu an, küçüklerin hatta ve büyüklerin dünyanın dört bir yanın da.

Onlar dardalar onlar zorda.

Büyü bebeğim sen anneciğinin kucağında,

Büyü de, güçlen.

Senin ve bizim yapacak çok işimiz var.

Sen umutsun,

Sen nursun,

Ve sen bir tohumsun.şimdi.

Zulme ve küfre inat Anadolu’nun bağrında.

“Hatice Dilek Öztürk ” “Sarp yokuş 2 adlı kitabından alınmıştır.”

Renklerin Dili

RENKLERİN DİLİ

Renkler önemli mi gerçekten? Her zaman değilse de evet. Örneğin deniz ve gök mavi, ağaç ve çimen yeşil, toprak kahvenin tonlarında, patlıcan mor, domates kırmızı, muz sarı, portakal turuncu, neden?

Bu sorunun cevabı konusunda farklı değerlendirmeler olsa da, ortak noktaları şu, renkler insan için önemli ve insan üzerinde etkili.

Eğer öfkelendi isek, kızarıp bozarırız.

Eğer kin duymuşsak ya da büyük bir kayıp yaşadıysak mosmor kesiliriz.

Eğer utandıysak kıpkırmızı,

Eğer korktuysak bembeyaz,

Eğer yorulduysak kara sarı,

Eğer kötü duygular bizi esir aldıysa kapkara kesiliriz.

Eğer bebek gibi masum duygular sarmışsa yüreğimizi, pembeleşir.

Eğer sevinç kaplamışsa yeşerir, çiçek açarız sanki.

Yani renkler içimizde, yüzümüzde, yanımızda, yöremizde, elimizde, evimizde, dünyamızda, ahiretimizde, hep bir anlam yükü ile karışımıza çıkıyor. “Ya Rahmân; öyleyse biz kulların acizliğimizi itiraf ederek senden, yüzü kararanlardan değil, ağaranlardan olmayı diliyoruz.”

el-Muhyi olan Rabbim! Hayatımızdan tüm kötü renkleri sen gider ve bizi renkli, canlı, umutlu eyle. Âmin!

Hatice Dilek Öztürk “Sarp Yokuş adlı kitabıdan alınmıştır”

Veli Kıvamında Deli Olmaya Var Mısınız?

VELİ KIVAMINDA DELİ OLMAYA VAR MISINIZ?

Yakında doğumunuz var!

Yakında davetiniz,

Yakında sınavınız,

Yakında düğününüz,

Yakından da yakın da belki de ölümünüz!

Ne davet edebileceğiniz,

Ne toplananları görebileceğiniz,

Ne telafisi olan bir sınav,

Ne düğüne benzeyen bir hal var!

Şimdi istediğiniz, yakardığınız, beklediğiniz,

Korktuğunuz zaman zaman,

Nedenlerini çok iyi bildiğiniz sebeplerle korktuğunuz, bir an şimdi.

Şimdi vuslat.

Şimdi huzurda olmak.

Şimdi susmak.

Ancak o ana dek hoşnut edebildi isen Onu,

Konuşabilir olmak.

Onu hoşnut etmek çok mu zordu?

Çok mu zordu her daim O’nu anmak?

Çok mu zordu her işinde O’nu razı etmek için yorulmak.

Oysa ne de çok şey ve kişi için yorulmuştum ben bu güne dek.

O’nun emrini yerine getirirken yorulduklarım mı?

Şimdi rahmet!

Ya diğerleri?

Allah’ım o ne derin bir pişmanlık günüdür.

Düşünmeye bile korkuyor,

Ve korktuklarımdan emin kılmanı diliyorum.

Sen affı seversin bizi affet! diyorum.

Sana yürürken,

Senin verdiğin ayakla bile Sana ihanet etmekten,

Seninle konuşabilir olup olmayacağımız bile bilmezken,

Sarf ettiğimiz onca kelimeyle,

Seni kaç kez gazaplandırdık kim bilir Rabbim!

Senin bize verdiklerini bile Sana vermekte,

Senin için sevmekte,

Senin için ölmekte,

Geri durmayacak bir hali kuşanmak istiyorum.

Zırhımı sarınıp,

Önce ey nefsim!

Sus artık!

Yeter!

Seni çok iyi tanıyorum demeyi istiyorum!

Ve sonra nefsimden gayrisine de,

Ya siz?

Benimle dosdoğru yolda ölmeye değil,

Yaşamaya bile gelmekte imtina edecekseniz,

Yüreğim yeteri kadar yorgun,

Ben yük olmakta, yük almakta istemiyorum.

Yükü yükleyen Allah ise kaldırabiliriz o kesin,

Ama sen!

Yükü birlikte yüklenmeye var mısın diyorum?

Yokum diyenlere ise,

Rabbimden selamet diliyorum.

Niye mi?

Mümin kaba sözlü ve lanetçi olmazda ondan.

Kim bilir?

Olanda hayır vardır.

Bekleyelim ve görelim diyerek,

Tüm işlerimin sonunu Rabbime bırakıyorum.

Zoru seviyorum ama Allah içinse kardeşler.

Nefsim için mi?

Hayır! Hayır! Hayır!

Artık hep kolayı diliyorum.

Bana artık hayatı kolay kıl Rabbim!

Senden helal olanın, en kolayını diliyorum.

Bana rağmen beni tutanlarla,

Bana rağmen beni doğrultanlarla,

Bana rağmen benden çok beni düşünüp,

Yapma dur! diyenlerle,

Güvenli, şikesiz, temiz, duru, sıcacık,

Sevgi dolu bir yolculuğa çıkmak,

Sonra huzura davet edildiğimiz anda tereddütsüz,

Hep birlikte,

Tek yürek,

Lebbeyk! Allahumme lebbeyk! diyerek.

‘Şehadet ipini’ göğüslemek istiyorum.

Ne o inanmayanlar mı var?

Edebiyat olduğunu sanıp, alayla başını sallayanlar,

Sivri dilleriyle ve zanlarınca,

Biz inananlar adına kalemi kıranlar,

Hesabımızı dürenler mi var?

Kimin sözünde durduğunu görene dek bekleyin!

Elbette biz de beklemekteyiz diyorum!

O güne gelene dek ise,

Siz değerli kardeşlerimle,

Sürüden bir karış ayrılmadan,

Safta kalarak,

Safı saflaştırmak için,

Safiyane gayret edip,

Veli kıvamında bir deli olabilmeyi diliyorum.

Kaç fırın ekmek gerekiyorsa yemeden ve ‘olmadan’,

Huzuruna varmak istemiyorum.

İşte benim hazırlıktan muradım bu.

‘Bu delinin duasını kabul buyur Rabbim!’

Yalnız senin sevginle yanmak,

Ve sana olan sevgimi, arttıracak sevgileri kuşanmak,

Gayrisini çöpe atmak istiyorum Rabbim!

Temizliğime yardım et!

Yüküm çok!

Yolum sarp!

Yardımını diliyorum.

Amin!

Hatice Dilek Öztürk

Sarp Yokuş 2 Adlı Kitabından Alıntı

Bir Ayetin Düşündürdükleri

Bir Ayetin Düşündürdükleri!

‘De ki: Allah’a iftira edenler elbette felah bulmazlar.’ Yunus suresi 69
Peki bunlar kim?
1-Allah’ın dışındakilere yaratma gücü atfedenler.
2-Allah’ın dışındakilere hükmetme gücü atfedenler.
3-Allah’tan gizli iş yapabildiğini zannedenler.
4-Allah’ın gücünün kendilerine yetmeyeceğini iddia edenler.
5-Allah’a herhangi bir acziyet atfedenler.
6-Allah’ın dinini beğenmeyip yeni yaşama biçimlerini benimseyip övenler.
7-Allah’ kitabını ukalaca eleştirme hakkını kendisinde görenler.
8-Allah ile Peygamberlerini birbirinden ayırıp, haşa Allah’ın seçimlerini beğenmeyenler.
9-Dünyada veya Ahirette işledikleri kötü işleri yüzünden azabı hak edenlere sözde acımaya kalkıp, Allah’ın hikmetle hükmettiğine inanmayıp, zulmettiğini iddia edenler.
10-Bilinçli yaptıkları kötülükler için bile ‘Allah izin vermeseydi biz bunları yapmazdık’ diyenler.
11-İpini koparmışcasına yaşamayı seçip, Allah’ın verdiği aklı Allah’a isyanda kullanıp, ‘Ben kimseden emir almam!’ deme cür’etini gösterip, Allah’ın Cebbar olduğuna aldırmayıp, kendini ilahlıkta Rabbine eş tutanlar.
12-Allah’ın mülkünde, Allah’ın kullarını kendilerine köle edinenler ve seve isteye köle olup Rablerinin varlığını, birliğini yok sayarcasına yaşayanlar.
13-Dünyada afiyetle yaşayıp sonunda muhteşem bir ödülü hak etmek yerine, zelil bir hayatı tercih ettiği için zulme maruz kalıp, ‘Biz mi istedik dünyaya gelmeyi? Biz acze düşürüldük .’diyerek verilmiş iradelerini bile yok sayanlar…
Listeyi uzatmak mümkün kardeşler.
Rabbim bizleri unutarak yahut bilmeyerek yaptıklarımızdan sorumlu tutmayacağını Kuran’da müjdeler lakin;
Biz bilmemeye uğraşırcasına yaşayıp bildiklerimizi, duyduklarımızı hafife alırsak vay halimize!
Lütfen dikkat kardeşlerim:
‘O (Kuran) şaka değildir!’ Tarık Suresi 14
Ya Rahman bizi sana, tam da senin bizden istediğinin gibi iman edenlerden eyle. Haddi aşmaktan, aşanlara ortak olmaktan, aşanları sevmekten yahut savunmaktan sana sığınırız Rabbim!
Amin
Hatice Dilek Öztürk

Var Mısınız?

VAR MISINIZ?

Tüm okur yazarları KUR’AN okumaya davet ediyorum.

Niçin mi?

Bu güne kadar onca kitap bitirdiğiniz halde Kuran’ı hâlâ okumadıysanız, kendinize  yazık etmişsiniz de ondan.

Lütfen tüm kitapları bir tarafa bırakıp önce Kuran’ı gereği gibi:

Okuduklarınıza İMAN ederek,

Derin derin düşünerek,

Anlama gayreti içinde,

Samimiyetle, dura dura okuyun!

 

Eğer hâlâ sonuna kadar hiç okumadıysanız,

Hiç değilse bu demden itibaren okuyun.

 

Tâ ki içindekileri rahatça hatırlayıp yaşar hale gelene dek tekrar tekrar okuyun.

Hayatta tekrar tekrar okuduğum halde bıkmadığım tek şey Kuran!

 

Bu kitap ölülerin ardından okunsun diye değil, diriler ders alsın diye geldi.

Okuyun!

İnanın!

Ve Yaşayın!

Görün bakın hayatınızda neler nasıl değişecek!

 

Çünkü:

Kuran capcanlı bir kitaptır ve iman ehlini yüreğine basar.

Kuran akıllar üstü bir kitaptır ve akıl oyunları ile aklı sulandırmaya çalışanların aklını sulandırır.

 

Kuran İlimler üstü bir kitaptır. Sözde ilmi olduğu aslında şarlatanlık yapanların foyalarını zamanla ortaya çıkarır.

 

Kuran ihtiyaç olanı,  gerektiği kadar açıklar.  Mantıksız hiç bir soru ya da konuyu içinde barındırmaz.

 

Kuran insana kendisini ve kendi dışındaki herkesi ve her şeyi tanıtan tek gerçek bilgi kaynağıdır.

 

Kuran hükümleri kıyamete kadar geçerli olacak evrensel yasalar bütünüdür.

 

Kuran sizi içinizden diriltir.  Özünüzü durultur.

Sizi iki dünyalı yaşatıp, ölümle yok olmaktan kurtarıp, ‘Dile benden ne dilersen’ diye çağıran bir Rabbe kavuşturur.

 

Kim ki bu çağrıya güzel bir cevap verir, Kuran’ ı bir hayat rehberi yapıp yaşarsa kurtulur!

 

Haydi var mısınız Kuran’ ı Okuma-Anlama- Yaşama seferberliği başlatalım.

 

Ben de varım diyenlere bir okuma planı önermek

istiyorum.

İlk okumada nüzul sırası ile başlayıp günde beş sayfa okuyun ve kısa notlar alın.

Böylece dört ayda hatiminiz bitmiş ve yıl sonu üç hatim bitirmiş olacaksınız.

 

İkinci yıl günde on sayfa okuyun ve senede altı hatime ulaşın.

 

Üçüncü yıl günde yirmi sayfa okuyarak senede oniki hatimi tamamlamış olun.

 

Yeter ki anlamını düşünerek ve sindirerek okuyun.

 

Ve artık her yıl Kuran’ ı oniki kez hatmederek Rabbimizin karşısına çıkmayı hedefleyin.

Görün bakın hayatınız nasıl güzelleşecek.

 

Ben bu programı uygular ,

bir ömrü KURAN’lı yaşarım diyen herkese gönül dolusu selam ediyorum.

 

Hatice Dilek Öztürk

Kim Kendini En İyi İfade Eder?

KİM KENDİNİ EN İYİ İFADE EDER?

Söyleyeyim mi? Bence cennet vizesine sahip olacak olanlar.

Çünkü onlar;

Söz söylediler, söylediklerini eylemleri ile desteklediler. Dinlediler, dinledikleriyle kalmayıp dinlediklerine itaat ettiler. Gördüler, gördüklerini gönülleri yalanlamadı, bir delikten bir daha ısırılmadılar. Bildiler, bildiklerinde ise eşek olup yük almadılar, insan kalıp yol aldılar. Sevdiler, sev denilenleri, sevilmesi gerektiği kadar. Ne şirke battılar ne de nankör oldular. Nefret ettiler; Allah’a ve Rasûlü’ne düşmanlık besleyen her kişi ve kurumdan, eylemden fersah fersah kaçtılar. Verdiler; istemek için veya karşılık görmek için değil, kabul olunur mu kaygısıyla arınmak için, karşılıksız verene şükretmiş, nimetin hakkını vermiş olmak için, gözü kapatmadan, hoşnutlukla alınacakları verdiler. Güldüler; nerede bir kardeş görseler, yürekleri acı ile kavrulsa da gül derdiler, güven verdiler. Ağladılar; ellerinden geleni yapsalar da istedikleri olmadığında, yakarırken, yaş dökerken bile sustular. Çığırtkanlık yapmadılar. Dille ve elle değil, kalple ve gözle ağladılar. Yürüdüler; sarp bir yokuşu çıktılar, yoruldular, terlediler fakat yılmadan insanlık ordusuna katılıp Âdem’den bugüne uzanan salihler zincirine bir halka da onlar oldular. Öldüler; gözleri açık gitmediler. Gelenin kim olduğunu bildiler, kavuşma anının heyecanı kapladı bedenlerini, bir serçe gibi son kez attı kalpleri. O’nun hoşnutluğuna ermek için, aşkla canlarını sundular, umduklarını buldular.

Hatice Dilek Öztürk

Ölüme Nişanlı Hayat

ÖLÜME NİŞANLI HAYAT

Ey Rabbimiz!

Bizler sana yakarmakla hiç mutsuz olmadık.

Sana yöneldiğimizde hiç darda kalmadık.

Adın tutuşan yüreklerimize esenlik,

Varlığın titreyen bedenlerimize emniyet,

Kitab’ın rehberimiz,

Peygamber’in önderimiz olduğu sürece, sırtımız hiç yere gelmedi.

Hiç ağlamaz, müjdeleşirdik vaat ettiğin cenneti görmüş gibi inanabilseydik.

Hiç gülmezdik; her anımıza şahit seni, unutmuş gibi davrandığımız her dem,

Kendi cehennemimize har eklediğimizi bilebilseydik.

Ve sevebilseydik onu, onun seni sevebildiği gibi onun bizi sevebildiği gibi

Onun ümmetim diyebildiği gibi

“Annem ve babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü!” diyebilseydik.

Fakat biz ahir zaman ümmetiyiz.

Ummadığımız anlarda yakalandık ölüme,

Ölümü düğünümüzü bekler gibi bekleyemedik, sevemedik bir türlü,

Üç günlük dünyaya, üç asırlık gibi bağlandı kalplerimiz.

Biz ebed nedir? Sınırlı kapasitemizle ölçüp biçemedik.

Hep kandık, hep aldandık, hep sandık ki, daha bitmedi, hâlâ vakit var.

Fakat umulmadık bir anda yakalandık!

Hatice Dilek Öztürk

Sizin Kahramanınız Kim?

SİZİN KAHRAMANINIZ KİM?

Sanal âlemde seçtiğiniz bir oyunda en güçlü karakter kim?

Vuran, yıkan, öldüren, tv’de en çok reyting aldığı iddia edilen bir dizide, başroldeki kadın yahut erkek mi?

Ateşten kostümler ve hâllerle poz veren, radyoda cıvık espriler yapan bir DJ mi? Ahlâkı, dili, katleden bir futbolcu mu yoksa? Babamız gibi 1000 erkeğin 1000 yılda kazanamayacağı parayı bir transferde kazanan. Bir ömür topla yatıp topla kalkan!

Sanatı için sanat yaparken, dünya için ahiretini kaybeden bir nefis bülbülü mü? Ağlatan, azdıran, çıldırtan. Yoksa ringde bir vurdu mu ağız burun dağıtan bir vahşi mi? Zulmü sevdiren, alkışlatan, coşturan!

Bir yarışçı mı yoksa? Ölümüne girdiği yarışlarda bilmem kaç liralık arabanın camına sinek gibi yapıştığı ana dek, ralli yaparcasına, toz toprak demeden, aşkla gaza basan. Modernitenin esirlerine unutulmaz anlar sunan, bir otomobil ya da motosiklet yarışçısı mı?

Ben bu filmi, bu müziği, bu oyunu, bu programı, bu maçı, bu zalimliği, bu deliliği izlemeye gelmedim. Benim rolüm kulluk. Ritmim Kur’ân, programlayanım Rahmân, yol rehberim ise Hz. Muhammed.

Var mısınız?

Biri sizi gözetliyor farkında mısınız?

Öyleyse kim cennet ister? Elini kaldırsın!

Hatice Dilek Öztürk