Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Rağbetimiz kime olmalı?
Cevap: Yalnızca Rabbimize!
Soru: Neyi neden öncelemeliyiz?
Cevap: Sözden önce eylemi, eylemden önce niyeti öncelemeliyiz.
Çünkü: Niyeti Allah ise eylemi de sözü de Allah’ın kitabına uygun olur.
Söz eylemle, eylem niyetle uyumsuzsa kişi çelişki içindedir bilesiniz!
Ok gibi doğru olanlar kimseyi kaosa sürüklemezler.
İstikrarlı, net ve hoş bir duruş sergilerler.
Elbette İslam olana hoş gelir, burası da işin püf noktası kardeşler!
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Gün Akşam Oldu
GÜN AKŞAM OLDU!
Gönül gün içindekilerle yoruldu,
Şimdi otağ kurmak gerek geceye,
İlmek ilmek dokumak için ömrün kalanını,
Feyz almak gerek kitaptan,
Yöntem sormak gerek Rasul’den,
Ve sonra yeniden ayakta karşılamak gerek yeni günü,
Gevşemeden üzülmeden,
İnancın gücüyle
Bismillah demekle kalmayıp,
Sonun da gönül rahatlığıyla Elhamdülillah derseniz,
Diyebilirseniz…
Yarın akşam daha az yorulmuş olacağınızı bilmelisiniz!
Ben bir ömür hayırlarda yarışmak isteyenleri; ‘kulluk yarışına’ davet ediyorum.
Var mısınız?
Haydi o zaman!
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
“Sarp Yokuş II” adlı kitabından alıntıdır.
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Hangi sözü söylememeliyiz?
Cevap: Boş ve günaha sokan!
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Dünya hayatını nasıl yaşamalıyız?
Cevap: Bir yolcu gibi yaşamalıyız. Bunun için de;
Misyonumuz: Rahman’ın hoşnutluğunu kazanmak.
Vizyonumuz: Emrolunduğumuz gibi yaşamak.
Duygu Durumunuz: Dünya da aza kanaat ederek, imanın gereklerini yapmakla mutmain olmayı başararak, dengeli bir hayat yaşamak.
Düşünce Yapımız: Kuran’ın tüm hükümlerine kayıtsız şartsız teslim olmak.
Sosyal İlişkilerimiz: Salihlerle yol almak.
Ekonomiye Bakışımız: Olabildiğince veren el olmayı hedefleyip, borçsuz yaşamak.
Olaylara Genel Yaklaşımımız: Daima orta yollu olmak, olmalı.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Gündemimiz, güncelimiz ve ihtiyacımız ne olmalı?
Cevap:
Gündemimiz: Daima ahiret yani, Allah’ı razı etmeyi hedefleyen bir KUL olmak.
Güncelimiz: Dünya ve içindekilere hikmetle bakıp, basiret ve ferasetle karar alıp, kaliteli yaşamak.
İhtiyacımız: Her iki dünyada afiyette olmanın prensiplerine sımsıkı tutunmak. Yani ‘Yürüyen Kuran’ olmak.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu- Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
‘İşte’lerin Olmadığı Bir Hayata Özlem!
‘İŞTE’LERİN OLMADIĞI BİR HAYATA ÖZLEM!
Zamanı lehinize işler hale getirmektir hayat.
Akıp giden,durmak bilmeyen, kısır döngü gibi görünse de,
Aslında her an yepyeni gelişmelere açık bir yön saklıdır içinde.
Gün geçer, ay ve yıl kovalar sanki birbirini,
Ve siz bir gün, bir an, olmadık bir zamanda geriye dönüp baktığınızda,
Ne çok şeyin takıldığını anlarsınız eteklerinize değil mi?
Ne çok şey birikmiştir, omuzlarınızda, kollarınızda ve gönlünüzde.
Ve ne çok şey geride kalmıştır, isteseniz de istemeseniz de.
Hayat bir şelale misali akıp gitti sanırsınız avuçlarınızdan,
Oysa biriken birikmiştir bir yerlerde.
Biriktirdiklerimin hantallığı mı yoksa şu beni saran diye düşünmeli,
Bir yeni güne daha aynı kötü hislerle başlamamak için,
Değişmeli, dönüşmeli, zıplamalısınız tırabzanlardan.
Kim bilir belki de bu son gününüzdür ne dersiniz?
Son kez sunulan nimeti tepişiniz,
Sırtınızı dönüp gidişiniz,
Aldırmadan ezip geçişiniz olabilir.
İşte tam da bunun için çok ince düşünmeli,
Sağlam hesap yapmalı,
Tüm kabiliyetlerimi sonuna kadar kullandım mı diye, kendinizi tartmalısınız.
Kimse sizin yerinize koşacak,
Kimse sizin yerinize yürüyecek,
Kimse sizin yerinize tutacak değil.
Bu hayat sizinse eğer, önce siz ona ‘sizin muamelesi’ yapmayı bilmelisiniz.
Kaçımız hayatı ıskalamadı ki bu güne dek.
Kaçımız olması gereken yerde vakitlice oldu.
Kaçımız yürek odunda sözleri pişirdi, sonra sundu.
Ve kaçımız pişman olmayacağı ve üzülmeyeceği bir dilekçeyi
Ölüm anına hazırlayıp, Rabbine onurla sunabildi.
Şükür ki hala yaşıyoruz ve hala kalemimizde mürekkep var kardeşler.
Öyle ise artık sunulası şeyler yazalım mı ne dersiniz?
Nedenler veya nasıllar orada bize asla sorulmayacak.
Bu nedenle de ‘işte’ diye bir cevap ta elbette kabul görmeyecek.
Hatta sesler kısılıp, başlar öne düşecek.
Dünya da secde etmeyi kibirlerine yediremeyenler, orada yüzüstü sürünecek.
Ve ‘Bu gün size güzel haber yasaktır yasak!’ denilecek.
Ya Rahman bizi ve sevdiklerimizi bu güruhta olmaktan dünya ve ahirette uzak eyle.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu- Gıda Müh.- Yazar
“Sarp Yokuş II” adlı eserinden alıntıdır.
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Bir insanın Rabbi ile olan ilişkisindeki kalite nereden belli olur?
Cevap: İnsanlarla olan ilişkisindeki kaliteden. Çünkü: Peygamberimiz ‘İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’ a şükretmez.’ buyurarak aslında bize, Allah katındaki yerini merak ediyorsan, kullarına olan muamelene bak demiştir. Kullarla ilişkisinde kaliteyi yakalayamayandan, ‘takvalı olmasını beklemek’ abestir. Küçük sanılan her iyiliğin ardında, o kişi de var olan fıtri güzellikler vardır. Ve unutmayın küçük sanılan güzel haller, kişiyi Allah’a yaklaştırır.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Allah’ın has kulu, hangi halde hangi hali kuşanmalı?
Cevap: Musibete uğradığında, SABIR.
Nimete garkolduğunda, ŞÜKÜR.
Rabbi’nin emrine uygun davranmayıp günah işlediğinde, TEVBE.
Soru: Namaz hayatımızın neresinde olmalı?
Cevap: Merkezinde. Tüm işler ondan sonraya ertelenmeli. Önce namaz, sonra günlük telaş. Yani önce Ahiret programı, sonra buna göre düzenlenmiş Dünya planları kardeşler.
Görün bakın bu strateji; tüm dağınık işlerinizi ve dağılmış niyetlerinizi bir istikamete sokacak.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Susma Orucu
Susma Orucu
Günlerdir süren suskunluğum üzerine bu gün konuşmak,
‘Ya hayır söyle, ya susta ki hikmeti birlikte anlamış olmak istiyorum.
Ağzı olanın konuştuğu bir dünya da,
Bazen beni bana anlatanları dinlediğimde ve yutkunarak susmak zorunda bırakıldığımda,
‘Bu ben miyim?’ gerçekten deyip ta içimden,
Koşarak ve derin bir kalp acısı eşliğinde Rabbime kaçıyorum!
‘Rabbim ben bu değilim değil mi?’
‘Orada onu şunun için, burada bunu bunun için yapmıştım!
‘İspatlamam şu an için mümkün değil ama sen biliyorsun ya, bana yeter Rabbim!’ deyip,
Susuyor susuyor susuyorum.
Kısaca kardeşler Ramazan’a veda ettiğimiz şu günlerde,
Ben artık her çaresizliğimde, Hz. Zekeriyya’nın orucunu tutmaya niyet ediyorum!
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,
Niyet ettim hakkı söylememin bir anlamı olmadığı,
Söylendiğinde anlaşılmasını beklemek için,
Zamana ihtiyaç olduğunu fark ettiğim her anda susmayı seçiyor,
Kötü olanı söylemektense, susup sabredebilmeyi,
Kötüye uymaktansa hakta,
Kötülere uyup kötü olmaktansa,
Fazilette yarışmayı seçiyor,
Kulları tatmin edemeyeceğimin fevkinde bir kul olarak,
Bazen kendi nefsime bile yetemediğimi hatırımdan hiç çıkarmadan,
Rabbim ‘Sen beni rızanda tut!’ diyiverebildiğimde,
Ne kadar rahatladığımı hissedebiliyorum.
Yoksa ne söz bitiyor kardeşler, ne tartışacak konu.
Ne iftira bitiyor, ne tehdit, ne sorgulama.
Ne şeytanlar, ne yandaşlarının ayak oyunları.
Onlar kıyamet kopmadan,
‘Batıl için’ mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğine göre,
Ben de bana düşenin hak için mücadele etmek olduğunun bilincin de,
Şevkimin en kırık olduğu anlar da bile,
Bazen tempomu düşürüp safın sonunda kalmak pahasına da olsa,
Sürüden bir ömür ayrılmadan,
Ve Rabbim!
‘Bizi Hakkı yaşayan, Hakla tanışmakla kalmayıp, Hakla barışan ve kaynaşan,
Tüm mücadelesini en yakınları ve kardeşleri ile değil,
Allah düşmanları ile olan kullardan eyle!’ diye yalvarıyorum.
Bizi bize kırdırmak isteyenlerle; işimizi, aşımızı, malımızı, canımızı ayır!
Bizden olduğunu iddia edip, bizi bizden soğutmaya çalışanlardan eyleme!
Konuşması da susması da hikmet olan bir peygamberin ümmeti olmanın,
Hakkını verebilenlerden olmak için;
Senden insaf,
Senden katıksız iman,
Senden vicdan,
Senden izzet,
Senden kudret,
Senden hilm diliyoruz.
Senden bizim bilmeye bile gücümüzün, ilmimizin yetmeyeceği tüm hayırları diliyoruz.
Konuştur bizi Rabbim!
Gerektiğinde gerektiği şekilde,
Ve sustur düşmanlarımızı ki,
Sivri dilleri ile bizi inciteceklerin, müşrikler ve Yahudiler olacağını söyleyen sen olduğun için!
Bizi bu iki güruhun ve daha bilmediğimiz nicelerinin şerrinden ancak sen korursun.
Senin koruduğuna kimse zarar veremez Rabbim!
Göster gerçek dostlarımızı ve kardeşlerimizi ki,
Yolunda bir duvarın tuğlası olmakla kalmayıp,
Biz de kendi yürek ülkemizde,
Kendi Kabemizi yapabilelim İsmail’imizle.
Bizi İbrahim eyle ve İsmaillerle destekle Rabbim!
İbrahim olabilelim adın için,
Adın adına konuşup, adın için susmayı başarabilelim.
Boş sözün duyulmayacağı ‘o diyara’ girebilmek için,
Burada, hemen şimdi buracıkta,
Bizi dolu; dopdolu konuşanlardan eyle,
Ey kelam etme kudretiyle yaratan Rabbim!
Kudret verdiğin her eylemi senin rızan için yapmamızı bizlere ihsan eyle!
Bizi hayatı, canı, sevdiklerini, verdiklerini israf edenlerden eyleme!
Rağbetimiz sana olsun!
Yakınlığımız bizi mutmain kılsın!
Bizden hoşnut olduğun anların lezzetini, bize her iki dünya da da tattır Rabbim!
Biz sensiz yalnızız, yapayalnızız!
Bizi sensiz, sevdiklerinsiz bırakma Rabbim!
Amin!
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim
Bir Soru Bir Cevap
Bir Soru Bir Cevap
Soru: Gerçek dost kimdir ve gerçek dost nasıl olur?
Cevap: Allah’tır. Terketmez ve darılmaz.
Soru: Bayramı bayram kılan nedir?
Cevap: Allah’ın en güzel kullardan biri olmaya çalışırken, malda, güzellikte, marka da değil takva konusunda yarışıp öne geçmeye bayramları vesile saymak. Allah’tan bolca af dileyip, yepyeni bir bilinçle kulluğu canlandırmak için Rabbimizi çokça anmak. Seven ve sevilen insan olma potansiyelimizi maksimum seviyeye çıkarıp; aramak, sormak, ziyaret etmek, dua etmek, derdi ile dertlenmek, affetmek.
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu – Gıda Müh.-Yazar
- Published in Makalelerim




