Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
15/2-Beden sağlığınızı korumak için;
-Çok hızlı, çok ani, çok sert, çok fazla hareketli, çok hareketsiz olmamak.
-Tehlikeli, riskli ve bilinmeyen işlerden, sporlardan ve kişilerden uzak durmak.
-Sigaradan, alkolden, uyuşturuculardan, gereksiz veya kulaktan dolma ilaç kullanımından uzak durmak.
-Çok ışık, çok ses, çok kimyasal kullanımından kaçınmak.
-Bulaşıcı hastalıklar ve hastalar hakkında gerekli önlemi almak.
-Aşırı meraktan ve herhangi bir şeyi aşırı kullanımdan kaçınmak.
-Aşırı öfke, aşırı stres, aşırı heyecan, aşırı korku ve aşırı baskıdan kaçınmak.
-Cinsellik konusunda helal haram sınırlarını bilip, ona göre yasamak.
Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
16/1-Akıl sağlığını korumak için;
-Akıllar üstü ilim kaynağı olan Rahman’ın ayetleriyle, akıl karışıklıklarından kurtulmak. Net ve doğru bilgi ile şüphelerden arınıp, rahatlamak.
-Peygamberin yürüyen Kuran olduğunu unutmayıp, onun davranışlarını örnek alarak, en güzel akla sahip liderimizden hayat dersleri öğrenip, gereksiz efor harcamaktan kurtulmak.
-İslam alimlerinin hayatlarından hisseler çıkarmak.
-Asrınızda yaşayan takva ehlinden fikir almak, gerektiğinde istişare etmek.
-Hangi asırda yaşamış, hangi inançtan olursa olsun, Allah’ın emirlerine muhalif olmayan her faydalı söze değer vermek.
-Kimseyi gücü, çapı, ilmi, zekası yetmeyen şeylerle suçlamayacak kadar akıllı davranıp, kul hakkının bedelini her iki dünya da da ödemek zorunda kalmamak.
Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
14/2- Zaman bilinci kazanmak için;
– Beş on dakikayı geçmeyecek işleri sonraya ertelememek.
– Aynı saatte yatıp kalkmaya azami gayret etmek.
– Zamanı paradan çok daha fazla önemsemek.
– İşlere gerektiği kadar zaman ayırmakla birlikte, başkalarına da zaman kaybettirmeyecek şekilde ince fikirli davranmak.
– Gevşemeden, üzülmeden, paniklemeden elimizden geleni yapıp, sonrasında tevekküllü başarmak.
– Günü planlamakla birlikte gerektiğinde esneyebilmek. Külli iradeden (bizden kaynaklanmayan) kaynaklanan durumlarda sabrı, cüzzi iradeden ( bizim ihmalimizden) kaynaklanan durumlarda ise mutlaka telafi etmeyi prensip haline getirmek.
– Saatin hep farkında olarak ve faydalı işler yaparak zamanın Rabbine vefalı yaşamak.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
15/1-Beden sağlığını korumak için;
-Sağlıklıysak şükrederek, sağlığımızı koruma altına almak.
-Doğuştan bir sağlık sorunu veya engelimiz varsa, Sabır Cennetini hak etme şerefimizi kaybetmemek.
-Sonradan bir hastalığa yakalandıysak; hastalığımız hakkında bilmemiz gerekenleri öğrenip, tedavisi için ehil insan arayıp bulmak, şikayet etmeden sabretmek, şifa bulup iyileştiğimizde ise Rabbe şükür , emeği geçen herkese teşekkür etmek.
-Hasta değilsek, olmamak için çok bilinçli davranmak.
-Yediğimize, içtiğimize dokunduğumuza, sevdiğimize, bulunduğumuz ortamlara, kullandığımız eşyalara dikkat etmek.
-Çok sıcak, çok soğuk, çok fazla ve çok az yememek.
Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
13-Benlik saygınızı korumak için;
-O’na olan saygısıyla, insanlar nazarında ve kendi içinde kendisine saygısı olan, insan olmayı başarmak.
-Peygamberi model alarak şahsiyetli olmayı başarmak.
– Haktan zerre miskal ayrılmamaya azmederek, zerrelerin tartılacağı mahşer gününe hazırlanmak.
-İnsanlara, sadece insan olduğu için bile değer vermeyi başarmak.
-Zulme rıza göstermemek.
-İnandığı gibi yaşamak.
-Kimseyle tartışmamak.
-Cahil insanlarla, dost olmaya ve onlara samimi davranmaya kalkmamak.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
14/1-Zaman bilinci kazanmak için;
-Güne Kıyamülleyl (Gece kıyamı) ile başlamak.
-Kuran ile göklerden günlük öğüdümüzü almak.
-Peygamberlerin hayatı, İslam Tarihi, Alimlerin hayatından yaşanmış örnekleri okuyup tecrübe devşirmek.
-Hayatta başarılı insanlardan davranış öğrenmek.
-Namazları, vaktinin ilk üçte birinde kılmak.
-Bitmemiş işleri bitirip, sonra yeni işlere başlamak.
-Duyguların seline kapılıp, zamanı heba etmemek.
-Çok gülmekten, çok ağlamaktan, çok düşünmekten, çok istemekten, çok sevmekten, çok hayal kurmaktan, çok kazanma ve çok harcama isteği gibi zafiyetlerden kurtulmak.
-Az fakat sürekli yapılan güzel eylemlerle, hayatı süslemek.
Hatice Dilek Cengiz

Geçmişinizle Barışın

GEÇMİŞİNİZLE BARIŞIN

İnsan ne de çabuk ve ne de çok pişmanlık duyabiliyor değil mi? Hayat ne de hızlı akıyor. İnsanlar, şartlar, siz nasıl da değişiyorsunuz? Ve evren kurulduğu günden bugüne ne çok değişim geçirdi biz gibi.

Ne ahlar, ne vaylar, ne vahlar çıktı bugüne dek ağzımızdan semaya. Ve biz nasıl da etimizle, kemiğimizle piştik hayat kazanında. Dertlerimiz bizi kavurdu, rengimiz attı bu kesin. Ama ağardık mı karardık mı orası meçhul desem bana gücenir misiniz? Pişerken etimize işlediyse acı, kıvama gelmeye başladık demektir. Ağaç bile sıcağa soğuğa farklı tepkiler verirken, biz toprağın üstünde aynı kalamazdık değil mi? Ya köklerimiz bir çim kadar kolay sökülen cinsten mi? Yoksa asırlık çınar gibi derinlere kollarını uzatıp sımsıkı bir ilişkide mi? Vefakâr dostu ile sürekli has bir alış verişte mi YÜREĞİNİZ?

Harımız arttıkça, acımızın arttığını düşünmek ne kadar gerçekçi. Bir eliyle kazanın altına odun atan, bir eliyle yarasına tuz basmaya çalışırken, var gücü ile bağıran biz miyiz?

Yanan kim? Yakan kim? Yanmak için yeni yeni yollar bulup tuzaklara düşen kim? Düşüren kim? Yolu bulup eli bulup yola gelmemekte direnirken, bir yandan da yol yöntemden bahsedip yolcuyu yolda bırakacak olmasına rağmen, yola çıkanlarla yol tutan kim?

Gelin her şeyden ve herkesten geçin, tevbe edin. Önce O (Rahmân) affetsin diye yakarın O’na. Affedilmenin sonsuz rahmeti sizi şefkatle sarsın. İçinizde hissedin. Ovalar gibi düzleşsin tümsekleriniz. Söğütler gibi eğilsin başınız öne, kışın karda açan kardelenler kadar nurlansın elleriniz. Emen bir bebeğin annesinin sütüne kavuştuğu andaki kadar, ılık ılık rahmet aksın damarlarınızdan. Meltem essin içinizde, düşüncelerinizdeki tüm tereddütlerin alnını secdeye değdirsin. Güneş gibi aydınlık bir yüzle, narçiçekleri açsın kararmış kalbinizin hüzün bahçesinde. Ve kuşlar size aynı yolun yolcusu olduğunu hatırlatsın, yücelsin gök katlarına âminleriniz.

Ve her ihtiyaç duyduğunuzda, tıklayacak bir rahmet kapınız olduğunu unutturmasın size yüzü kapkara kesilenler. Siz yönelin O’na, O sizi sevsin. Beslesin, büyütsün, olgunlaştırsın. Ve sonunda zaten kavuşacağınız, O’na sunacağınız salih amelleriniz arasında, büyük günahlarınız, büyük pişmanlıklarınız, büyük acılarınızdan daha büyük tevbe edişleriniz, yürek yangınlarınızı söndüren gözyaşı ırmağınız, kara bulutları dağıtan rahmet rüzgarlarınız çöp misali sizi hep üzen tüm anılarınızı hatırladıkça, çıkarttığım dersler başlığında topladığınız bilgileriniz, tecrübeleriniz, benzeri durumları yaşayacaklara tavsiyeleriniz dışındakileri atın gitsin. Siz siz olun bugünden sonra çöplükten beslenmeyin. Çöpleri eşeleyip pis kokudan rahatsız olmamak için, tevbe ateşinde onları topluca yakın, olmadı yanmayanlar varsa, Es-Settâr’dan yardım dileyin, gömün onları. Yaşanmamış sayın, yolunuza derin bir teslimiyetle düştüğünüz yerden kalkarak devam edin. Her hatırınıza geldiğinde, ihlâsla tevbe ederek şeytanın hilesini hayra çevirin.

O hedefi aşmış kullarına müjde verirken af kapısında beklemeyin, beklemenize gerek kalmayacak bir hızla hesabınızı vermeye hazırlanın. Kendinize eziyet etmeyin. Yürekten bir yönelişle hep Allah deyin, her daim O’na yönelin ve sükûnete erin.

Hatice Dilek Cengiz

‘Sarp Yokuş’ adlı kitabından alıntıdır.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
11- Canınıza iyi bakmak için;
– Allah’ın yap dediğini yapın, yapma dediğini yapmayın.
– Sağlığınızı korumak için;
Kötü kişi, kötü gıda, kötü ortamlardan uzak durun.
Kötü bilgi, kötü görüntü, kötü seslerden kaçının.
Kötü alışkanlıklardan kurtulun.
– Süslenmek, eğlenmek, para kazanmak, öğrenmek, meslek edinmek, gezmek veya sevilmek adına hiç bir batıl talebe, psikolojik baskıya veya dayatmaya boyun eğmeyin.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
12- Hayatı okumak
-Allah’ın bak dediğine bakmak. Gör dediğini görmek. Duy dediğini duymak.
-Kâinatın düzenine, insanın yaratılışına, hayvanlara, bitkilere, her şeye hikmet nazarı ile bakmak.
-Olanda ki ve olmayanda ki hayrı düşünüp ibret çıkarmak.
-Her insanı,bir kitap gibi görüp ders çıkarmak.
-Her yaş almışın tecrübelerini dinleyip, gönül defterine kaydetmek.
-Her çocuğun masum sözlerinden, sorularından, şaşkınlıklarından hikmet çıkarmak.
-Her acının, aksiliğin, derdin gölgesinde durup düşünmek.

Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 9,10

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
9-Susun!
-Kim, neyi, niçin yapıyor ya da yapmak zorunda bırakılıyor bilmeden konuşmayın.
-Kim nerde kiminle ne yapıyor gizlisini araştırıp, kitaba muhalefet edercesine konuşmayın.
-Gözünüzün görmediği, kulağınızın duymadığı, kalbinizin hissetmediği konularda ahkâm kesmeye kalkmayın.
-Allah’ı ve Resûlünü sevip sevmediğini, kalbini yaramayacağınıza göre bilemeyeceğiniz, kardeş saymanız gerekenlerin; etini yemeye, iffetiyle oynamaya, başarısını ve mutluluğunu kıskanmaya, aleyhine iş çevirmeye kalkmayın.
-Ey Allah’ın kulları, kardeș kalın!

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
10-O sizi terketmez ve darılmaz. Eğer siz O’nu terk etmis veya darılmışsanız, şunlar sizde mevcut demektir,;
– Bir gün boyunca, Kuran’ı hiç okuyup, düşünmemek
– Yaptığı işleri O’nu hoşnut etmek için yapmamak
– Karar alırken O’nun emrinin ne olduğunu bilmemek veya aldırmamak
– Dua bile etmemek veya pazarlık yaparak dua etmek
– O’nun verdiklerine şükretmemek
– O’nun vermediklerine sabretmemek
– O’nun adaletinden veya merhametinden şüphe etmek.

Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 7,8

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler -7-
Namaz kılmak;
Ezanla Allah’a davet edildiğini hatırlayıp icabet etmek için
Allah kıl dediği için.
Allah’ı anmak için
Şükreden bir kul olmak için
Kime kul olduğunu ispatlamak için
Emir tekrarı yapmak için
Zaman planlaması yapmak için
İradeyi güçlendirmek için
İstikrarı yakalamak için
Beyni kanlandırmak ve canlandırmak için
Kalbi dinlendirmek ve ferahlatmak için
Kul olduğunu hatırlamak için
Allah’a muhtaç olduğunu kabullendiğini göstermek için
Şirk koșmadığını ispatlamak için
Her șartta O’na rağbet ettiğine O’nu şahit kılmak için
Bilinç dışına çıkıp, ötelere manen hazırlanmak ve dinlenmek için
Her an iç ve dış temizliğini muhafaza etmek için
Yalnızken tevekkülünü, cemaatle kıldığında gücünü tazelemek için
Her yerde ve her an yüreğinin O” na dönük olduğunu ispatlamak için
O’nunla istediği her şeyi konuşmak, yalvarmak, paylaşmak için

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler -8-Her namazla;
-Abdesti huzura hazırlanma bilinci ile geçiştirmeden güzelce almak
-Merkez üssümüze, kutsalımıza, yüreğimizin hep özlemiyle çarptığı Kabemize, heyecanla dönmek
-Okuduğumuz her bir ayetin, tesbihin anlamını tüm hücrelerimizde hissetmek.
-Hayatın zorluklarını, acılarını, yorgunluklarını, bıkkınlıklarını topraklamak
-Tüm azalarımızı huşu ile demlemek.
-Secde secde Rabbimize yakınlaşmanın farkını fark etmek
-Her kıyam, rükû ve secde ile O’na bağımızı iyice kuvvetlendirmek
-Șarj olmak ve arınmak
-Capcanlı, azimle, umutla yol arkadaşlarına selam verip, tekrar yola koyulmak.
Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
5-İnsanın üç tür iç sesi vardır. İlki vicdanın sesidir ki, daima yaratılıştan bahşedilen fıtratla en doğruya yani olumlu duygu ve düşünceye yönlendirir. İkinci ses şeytanın sesidir ki, daima kötü duygu ve düşünceye davet eder. Üçüncü ses ise nefesimizin sesidir ki, sürekli doğru ile yanlış arasında tercih yapar. Eğer vicdana oy verirsek kazanan biz olup, tüm salihlerle Cennetin dilediğimiz yerine yerleşebilecekken, eğer şeytana oy verirsek şeytanla birlikte Cehenneme yakıt olacağımızı bilmek.

6-Hayat boyu işlerimizi şu önem sırasına koymak ve bu öncelik sırası ile yapmak.
1) Acil isler ( Yemek, tuvalet, zil çaldığında kapıyı açmak, telefon çalınca acmak vs.)
2) Ahiret işleri (Vakti giren namazı kılmak, günlük kolayımıza gelen kadar Kuran okumak vs.)
3) Dünya işleri ( Rızık kazanmak için işimizi yapmak, ev işleri, çocuk bakımı, bahçe işleri, alışveriş, gezme vs.)

Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 3,4

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
3-İmsak vakti girmeden hiç değilse iki rekat gece namazı kılmak veya vitir namazını gece kalktığımızda kılıp sonrasında, yüreğimizi O’na açıp tüm samimiyetimizle yakarmak. Af dileyerek arınmak, ihtiyaçlarımızı arzederek ferahlamak, ne derdimiz varsa O’ na anlatıp, sekinete (vakar, huzur, emniyet) ermek ve yeni günü umutla, azimle ve kuşlarla selamlamak.

4- Hayatta olmazsa olmazlarım Allah, Resulü ve ben demeyi bilmek. Yani ne nefsim, ne ailem, ne atalarım, ne çevrem, ne mesleğim, ne zevklerim, ne eğitimim, ne sosyal statüm, ne gelenekler, ne zaaflarım, ne dayatmalar, ne dalavereler, ne reklamlar, bana helâli haram, haramı helal saydıramaz, hafife aldıramaz bilinciyle yaşamak ve bana emanet edilen biricik beni, O’na adayarak, her iki dünyamı da kurtarmayı başarmak. Önce benim beni kurtarmaktan sorumlu olduğumu hiç unutmamak.
Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com

Bugün O Gün Olsaydı!

BU GÜN O GÜN OLSAYDI!

Evet bu gün o gün olsaydı ne yapardınız?

Ya da ne yapmazdınız?

Bu günü diğerlerinden farklı kılmak için, bu güne dek yaptınız?

Ne yaptıysanız yaptınız aslında.

Bence önemli olan ne yapmadığınız?

Öyle ya, bu güne kadar neler yapmadık ki?

Korkulası, acınası, üzülünesi, unutulası, kahredilesi işler mi bunlar?

Yoksa sevinilesi, onur duyulası,

Mutlu olunası, coşulası, hatırlanılası işler miydi?

Eğer hatırladıklarınız içinizi ezdi ise,

Gelin sizinle koyu bir sohbete dalalım.

Dipsiz kuyularda gibi davranmanın anlamsızlığının anlamını kavrayıp,

Sarılalım sımsıkı birbirimize,

Tutalım ve kaldıralım!

Ve sonra ışıkları yakalım kardeşler.

Farz edelim ki dünya evine yeni girdik.

Karanlıktan çıkmanın tek yolunun,

Aydınlığın tuşuna basmakta olduğunu anlayalım,

Anlatalım, bıkmadan usanmadan anlatalım.

Elbette dinlemek isteyene kardeşler.

Zorbalık bizim nemize gerek.

Biz biz olalım dilimizin döndüğünce uyaralım.

Hani belki dinleyen, belki anlayan, belki anlamak isteyen olur diye.

‘Yok eğer;’Ne münasebet ben hiç pişman olacak iş yapmadım!’ diyebiliyorsanız,

Sizi gıpta ile anıp, herkese anlatalım.

Ve ‘Bunu nasıl başardığınızı bir gün sizden dinleyelim!’ diyeceğim kardeşler.

Fakat biliyor musunuz?

Pek inandırıcı gelmedi desem bana kırılmazsınız değil mi?

Hani daha önce de söylediğim gibi, ben dostum kardeşler.

Dostun dostuna faydası olabilsin diye,

Gelin biz bu dünyada, birbirimizi ‘gerçek dost’ seçelim.

Gerçek dost yalnız kendini düşünmez,

En az kendi kadar dostunu da düşünür.

Hatta dostunu, kendine önceler kardeşler.

Öyle ucuzlatmaya yahut indirime gidilmemeli böylesi kavramlarda,

Bunlar çok önemli gerçekler.

Laf değil icraat ister.

Canı cana katmak ve Canana öylece varmak için,

Terk etmeden ve darılmadan,

Küsmeden ve nefsi için kızmadan,

Onun her daim yanı başında olmak, bunun için azami gayret etmek ister.

Öyle uzak ta bir köy var tarzında, dost olunmaz!

Dostluk vefa ister, ter ister, yürek ister kardeşler.

Her şeyi yapın demeyeceğim, hakçasını yapın!

Ama lütfen siz siz olun,

Dostluğun da içini boşaltmayın kardeşler.

İçi boşaltılacak bir şey varsa o da; düşmanlık, ihanet, zulüm bohçamız olsun.

Gelin bundan böyle, ne gelin, ne de güvey olun kardeşler!

Bu düğün bizi ecele götürür.

Götürdüğü yerde de bırakır.

Sonra oracıkta, yapayalnız kalıveririz kardeşler.

Bu günden sonra düşmanı dosttan ayırt etmeyi bilelim,

Baltayı kime ve ne zaman indirdiğimize dikkat edelim.

Biraz olsun insafa gelip, ürpermeyi bilelim!

Gerçek dosta yol almakta olduğumuz şu dünyadan,

Olması gerektiği gibi göçmenin şifrelerini birlikte çözelim.

Her gün başlı başına bir değer aslında.

Üstelik kuyruksuz, diplomasız, emeksiz.

Bize bedavadan sunulmuş, binlerce değer varken hayatımızda,

Görmedim ,duymadım, bilmiyorum diyen hayvancağızı,

Taklit etmeyelim.

Bu masal eskidi kardeşler!

Modası geçeli çok oldu.

Artık modası geçmeyecek olanı seçip,

Ebediyete göçerken giyeceğimiz kefenin sıradanlığını bari hatırlayıp, kendimize gelelim.

Ve aklımızı başımıza devşirelim!

Bizler nasıl oluyor da, bize verilen onca değeri,

Bu kadar kolayca harcayıveriyoruz.

Sahi harcadığımız kim ve ne ki?

Biz ve hayat mı?

Hayatta bizi bize getiren,

Bize bizi sevdiren,

Bizden bizi kurtaran kimler ve neler desem, neleri sayabilirsiniz ki?

Allah ve İslam değil mi kardeşler?

Hadi bu kez de ‘Yok canım sen de!’ dediğinizi varsayalım.

Biraz da bunun üzerinde duralım ve konuşalım kardeşler.

Milyonda bir olasılıkta verseniz haklılığıma,

Sizden biraz zaman istiyorum.

Diyelim ki ölümü yok saydınız ya da yokmuşçasına yaşadınız.

Ölüm treni gelmeyecek ve bizi alıp götürmeyecek mi gerçekten?

Kaçış var mı yani?

Yok deseniz de demeseniz de artık ben söze giriyor,

‘Var kardeşler var!

Ölüm var!

Ama kaçış yok!’ demek istiyorum.

Sözünüzü suni falan değil, inanın hakiki balla kesiyorum.

Gayemse bir parmak bal çalıp ağzınıza gitmek olmadı hiç, bu güne dek.

Varsam varım dedim, yoksam yokum!

Bunu bu kadar net söylemesini istedim herkesin de daima.

Hem de bizzat yüzüme.

Kendimizi ya da birilerini kandırmaya ne hacet ki kardeşler?

Kanmak ta istemeyiz, kandırmakta, kandırılmakta.

Zaten kandıranın kendini kandıracağı Kuran’la sabit değil mi?

Öyle ise gelin başımızı ellerimizin arasına alalım,

Ve düşünelim , düşünelim , düşünelim kardeşler.

Öldükten sonra, hala neleri yapmış olmayı isterdik?

Öldükten sonra, kimden ya da kimlerden kaçmak isterdik?

Öldükten sonra, nerede yaşamak isterdik?

Öldükten sonra, kimi ya da kimleri görmek bile istemezdik?

Öldükten sonra, geriye gönderilsek, geridekilere en çok ne söylemek isterdik?

Öldükten sonra, geridekilere ne bırakmak isterdik?

Öldükten sonra, nasıl anılmak isterdik?

Öldükten sonra, kiminle ya da kimlerle aynı yerde olmak isterdik?

Öldükten sonra, ya rütbemizin ne olmasını isterdik?

Öldükten sonra, neleri, neden, ne için yok etmek isterdik?

Öldükten sonra, ilk ne söylemek isterdik?

Öldükten sonra değil kardeşler!

Bütün bunları ölmeden önce düşünmezsek eğer,

Yanmışız, mahvolmuşuz, bitmişiz demektir aslında.

Sizce de öyle değil mi?

Ölmeden öleceğini bilip ona uygun hareket etmeli.

Yoksa biliyor olmanın ne anlamı var ki?

Hatice Dilek Cengiz

‘Sarp Yokus II ‘adlı kitabından alıntıdır.