Geçmişinizle Barışın

GEÇMİŞİNİZLE BARIŞIN

İnsan ne de çabuk ve ne de çok pişmanlık duyabiliyor değil mi? Hayat ne de hızlı akıyor. İnsanlar, şartlar, siz nasıl da değişiyorsunuz? Ve evren kurulduğu günden bugüne ne çok değişim geçirdi biz gibi.

Ne ahlar, ne vaylar, ne vahlar çıktı bugüne dek ağzımızdan semaya. Ve biz nasıl da etimizle, kemiğimizle piştik hayat kazanında. Dertlerimiz bizi kavurdu, rengimiz attı bu kesin. Ama ağardık mı karardık mı orası meçhul desem bana gücenir misiniz? Pişerken etimize işlediyse acı, kıvama gelmeye başladık demektir. Ağaç bile sıcağa soğuğa farklı tepkiler verirken, biz toprağın üstünde aynı kalamazdık değil mi? Ya köklerimiz bir çim kadar kolay sökülen cinsten mi? Yoksa asırlık çınar gibi derinlere kollarını uzatıp sımsıkı bir ilişkide mi? Vefakâr dostu ile sürekli has bir alış verişte mi YÜREĞİNİZ?

Harımız arttıkça, acımızın arttığını düşünmek ne kadar gerçekçi. Bir eliyle kazanın altına odun atan, bir eliyle yarasına tuz basmaya çalışırken, var gücü ile bağıran biz miyiz?

Yanan kim? Yakan kim? Yanmak için yeni yeni yollar bulup tuzaklara düşen kim? Düşüren kim? Yolu bulup eli bulup yola gelmemekte direnirken, bir yandan da yol yöntemden bahsedip yolcuyu yolda bırakacak olmasına rağmen, yola çıkanlarla yol tutan kim?

Gelin her şeyden ve herkesten geçin, tevbe edin. Önce O (Rahmân) affetsin diye yakarın O’na. Affedilmenin sonsuz rahmeti sizi şefkatle sarsın. İçinizde hissedin. Ovalar gibi düzleşsin tümsekleriniz. Söğütler gibi eğilsin başınız öne, kışın karda açan kardelenler kadar nurlansın elleriniz. Emen bir bebeğin annesinin sütüne kavuştuğu andaki kadar, ılık ılık rahmet aksın damarlarınızdan. Meltem essin içinizde, düşüncelerinizdeki tüm tereddütlerin alnını secdeye değdirsin. Güneş gibi aydınlık bir yüzle, narçiçekleri açsın kararmış kalbinizin hüzün bahçesinde. Ve kuşlar size aynı yolun yolcusu olduğunu hatırlatsın, yücelsin gök katlarına âminleriniz.

Ve her ihtiyaç duyduğunuzda, tıklayacak bir rahmet kapınız olduğunu unutturmasın size yüzü kapkara kesilenler. Siz yönelin O’na, O sizi sevsin. Beslesin, büyütsün, olgunlaştırsın. Ve sonunda zaten kavuşacağınız, O’na sunacağınız salih amelleriniz arasında, büyük günahlarınız, büyük pişmanlıklarınız, büyük acılarınızdan daha büyük tevbe edişleriniz, yürek yangınlarınızı söndüren gözyaşı ırmağınız, kara bulutları dağıtan rahmet rüzgarlarınız çöp misali sizi hep üzen tüm anılarınızı hatırladıkça, çıkarttığım dersler başlığında topladığınız bilgileriniz, tecrübeleriniz, benzeri durumları yaşayacaklara tavsiyeleriniz dışındakileri atın gitsin. Siz siz olun bugünden sonra çöplükten beslenmeyin. Çöpleri eşeleyip pis kokudan rahatsız olmamak için, tevbe ateşinde onları topluca yakın, olmadı yanmayanlar varsa, Es-Settâr’dan yardım dileyin, gömün onları. Yaşanmamış sayın, yolunuza derin bir teslimiyetle düştüğünüz yerden kalkarak devam edin. Her hatırınıza geldiğinde, ihlâsla tevbe ederek şeytanın hilesini hayra çevirin.

O hedefi aşmış kullarına müjde verirken af kapısında beklemeyin, beklemenize gerek kalmayacak bir hızla hesabınızı vermeye hazırlanın. Kendinize eziyet etmeyin. Yürekten bir yönelişle hep Allah deyin, her daim O’na yönelin ve sükûnete erin.

Hatice Dilek Cengiz

‘Sarp Yokuş’ adlı kitabından alıntıdır.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
11- Canınıza iyi bakmak için;
– Allah’ın yap dediğini yapın, yapma dediğini yapmayın.
– Sağlığınızı korumak için;
Kötü kişi, kötü gıda, kötü ortamlardan uzak durun.
Kötü bilgi, kötü görüntü, kötü seslerden kaçının.
Kötü alışkanlıklardan kurtulun.
– Süslenmek, eğlenmek, para kazanmak, öğrenmek, meslek edinmek, gezmek veya sevilmek adına hiç bir batıl talebe, psikolojik baskıya veya dayatmaya boyun eğmeyin.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
12- Hayatı okumak
-Allah’ın bak dediğine bakmak. Gör dediğini görmek. Duy dediğini duymak.
-Kâinatın düzenine, insanın yaratılışına, hayvanlara, bitkilere, her şeye hikmet nazarı ile bakmak.
-Olanda ki ve olmayanda ki hayrı düşünüp ibret çıkarmak.
-Her insanı,bir kitap gibi görüp ders çıkarmak.
-Her yaş almışın tecrübelerini dinleyip, gönül defterine kaydetmek.
-Her çocuğun masum sözlerinden, sorularından, şaşkınlıklarından hikmet çıkarmak.
-Her acının, aksiliğin, derdin gölgesinde durup düşünmek.

Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 9,10

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
9-Susun!
-Kim, neyi, niçin yapıyor ya da yapmak zorunda bırakılıyor bilmeden konuşmayın.
-Kim nerde kiminle ne yapıyor gizlisini araştırıp, kitaba muhalefet edercesine konuşmayın.
-Gözünüzün görmediği, kulağınızın duymadığı, kalbinizin hissetmediği konularda ahkâm kesmeye kalkmayın.
-Allah’ı ve Resûlünü sevip sevmediğini, kalbini yaramayacağınıza göre bilemeyeceğiniz, kardeş saymanız gerekenlerin; etini yemeye, iffetiyle oynamaya, başarısını ve mutluluğunu kıskanmaya, aleyhine iş çevirmeye kalkmayın.
-Ey Allah’ın kulları, kardeș kalın!

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
10-O sizi terketmez ve darılmaz. Eğer siz O’nu terk etmis veya darılmışsanız, şunlar sizde mevcut demektir,;
– Bir gün boyunca, Kuran’ı hiç okuyup, düşünmemek
– Yaptığı işleri O’nu hoşnut etmek için yapmamak
– Karar alırken O’nun emrinin ne olduğunu bilmemek veya aldırmamak
– Dua bile etmemek veya pazarlık yaparak dua etmek
– O’nun verdiklerine şükretmemek
– O’nun vermediklerine sabretmemek
– O’nun adaletinden veya merhametinden şüphe etmek.

Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 7,8

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler -7-
Namaz kılmak;
Ezanla Allah’a davet edildiğini hatırlayıp icabet etmek için
Allah kıl dediği için.
Allah’ı anmak için
Şükreden bir kul olmak için
Kime kul olduğunu ispatlamak için
Emir tekrarı yapmak için
Zaman planlaması yapmak için
İradeyi güçlendirmek için
İstikrarı yakalamak için
Beyni kanlandırmak ve canlandırmak için
Kalbi dinlendirmek ve ferahlatmak için
Kul olduğunu hatırlamak için
Allah’a muhtaç olduğunu kabullendiğini göstermek için
Şirk koșmadığını ispatlamak için
Her șartta O’na rağbet ettiğine O’nu şahit kılmak için
Bilinç dışına çıkıp, ötelere manen hazırlanmak ve dinlenmek için
Her an iç ve dış temizliğini muhafaza etmek için
Yalnızken tevekkülünü, cemaatle kıldığında gücünü tazelemek için
Her yerde ve her an yüreğinin O” na dönük olduğunu ispatlamak için
O’nunla istediği her şeyi konuşmak, yalvarmak, paylaşmak için

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler -8-Her namazla;
-Abdesti huzura hazırlanma bilinci ile geçiştirmeden güzelce almak
-Merkez üssümüze, kutsalımıza, yüreğimizin hep özlemiyle çarptığı Kabemize, heyecanla dönmek
-Okuduğumuz her bir ayetin, tesbihin anlamını tüm hücrelerimizde hissetmek.
-Hayatın zorluklarını, acılarını, yorgunluklarını, bıkkınlıklarını topraklamak
-Tüm azalarımızı huşu ile demlemek.
-Secde secde Rabbimize yakınlaşmanın farkını fark etmek
-Her kıyam, rükû ve secde ile O’na bağımızı iyice kuvvetlendirmek
-Șarj olmak ve arınmak
-Capcanlı, azimle, umutla yol arkadaşlarına selam verip, tekrar yola koyulmak.
Hatice Dilek Cengiz

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
5-İnsanın üç tür iç sesi vardır. İlki vicdanın sesidir ki, daima yaratılıştan bahşedilen fıtratla en doğruya yani olumlu duygu ve düşünceye yönlendirir. İkinci ses şeytanın sesidir ki, daima kötü duygu ve düşünceye davet eder. Üçüncü ses ise nefesimizin sesidir ki, sürekli doğru ile yanlış arasında tercih yapar. Eğer vicdana oy verirsek kazanan biz olup, tüm salihlerle Cennetin dilediğimiz yerine yerleşebilecekken, eğer şeytana oy verirsek şeytanla birlikte Cehenneme yakıt olacağımızı bilmek.

6-Hayat boyu işlerimizi şu önem sırasına koymak ve bu öncelik sırası ile yapmak.
1) Acil isler ( Yemek, tuvalet, zil çaldığında kapıyı açmak, telefon çalınca acmak vs.)
2) Ahiret işleri (Vakti giren namazı kılmak, günlük kolayımıza gelen kadar Kuran okumak vs.)
3) Dünya işleri ( Rızık kazanmak için işimizi yapmak, ev işleri, çocuk bakımı, bahçe işleri, alışveriş, gezme vs.)

Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler 3,4

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
3-İmsak vakti girmeden hiç değilse iki rekat gece namazı kılmak veya vitir namazını gece kalktığımızda kılıp sonrasında, yüreğimizi O’na açıp tüm samimiyetimizle yakarmak. Af dileyerek arınmak, ihtiyaçlarımızı arzederek ferahlamak, ne derdimiz varsa O’ na anlatıp, sekinete (vakar, huzur, emniyet) ermek ve yeni günü umutla, azimle ve kuşlarla selamlamak.

4- Hayatta olmazsa olmazlarım Allah, Resulü ve ben demeyi bilmek. Yani ne nefsim, ne ailem, ne atalarım, ne çevrem, ne mesleğim, ne zevklerim, ne eğitimim, ne sosyal statüm, ne gelenekler, ne zaaflarım, ne dayatmalar, ne dalavereler, ne reklamlar, bana helâli haram, haramı helal saydıramaz, hafife aldıramaz bilinciyle yaşamak ve bana emanet edilen biricik beni, O’na adayarak, her iki dünyamı da kurtarmayı başarmak. Önce benim beni kurtarmaktan sorumlu olduğumu hiç unutmamak.
Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com

Bugün O Gün Olsaydı!

BU GÜN O GÜN OLSAYDI!

Evet bu gün o gün olsaydı ne yapardınız?

Ya da ne yapmazdınız?

Bu günü diğerlerinden farklı kılmak için, bu güne dek yaptınız?

Ne yaptıysanız yaptınız aslında.

Bence önemli olan ne yapmadığınız?

Öyle ya, bu güne kadar neler yapmadık ki?

Korkulası, acınası, üzülünesi, unutulası, kahredilesi işler mi bunlar?

Yoksa sevinilesi, onur duyulası,

Mutlu olunası, coşulası, hatırlanılası işler miydi?

Eğer hatırladıklarınız içinizi ezdi ise,

Gelin sizinle koyu bir sohbete dalalım.

Dipsiz kuyularda gibi davranmanın anlamsızlığının anlamını kavrayıp,

Sarılalım sımsıkı birbirimize,

Tutalım ve kaldıralım!

Ve sonra ışıkları yakalım kardeşler.

Farz edelim ki dünya evine yeni girdik.

Karanlıktan çıkmanın tek yolunun,

Aydınlığın tuşuna basmakta olduğunu anlayalım,

Anlatalım, bıkmadan usanmadan anlatalım.

Elbette dinlemek isteyene kardeşler.

Zorbalık bizim nemize gerek.

Biz biz olalım dilimizin döndüğünce uyaralım.

Hani belki dinleyen, belki anlayan, belki anlamak isteyen olur diye.

‘Yok eğer;’Ne münasebet ben hiç pişman olacak iş yapmadım!’ diyebiliyorsanız,

Sizi gıpta ile anıp, herkese anlatalım.

Ve ‘Bunu nasıl başardığınızı bir gün sizden dinleyelim!’ diyeceğim kardeşler.

Fakat biliyor musunuz?

Pek inandırıcı gelmedi desem bana kırılmazsınız değil mi?

Hani daha önce de söylediğim gibi, ben dostum kardeşler.

Dostun dostuna faydası olabilsin diye,

Gelin biz bu dünyada, birbirimizi ‘gerçek dost’ seçelim.

Gerçek dost yalnız kendini düşünmez,

En az kendi kadar dostunu da düşünür.

Hatta dostunu, kendine önceler kardeşler.

Öyle ucuzlatmaya yahut indirime gidilmemeli böylesi kavramlarda,

Bunlar çok önemli gerçekler.

Laf değil icraat ister.

Canı cana katmak ve Canana öylece varmak için,

Terk etmeden ve darılmadan,

Küsmeden ve nefsi için kızmadan,

Onun her daim yanı başında olmak, bunun için azami gayret etmek ister.

Öyle uzak ta bir köy var tarzında, dost olunmaz!

Dostluk vefa ister, ter ister, yürek ister kardeşler.

Her şeyi yapın demeyeceğim, hakçasını yapın!

Ama lütfen siz siz olun,

Dostluğun da içini boşaltmayın kardeşler.

İçi boşaltılacak bir şey varsa o da; düşmanlık, ihanet, zulüm bohçamız olsun.

Gelin bundan böyle, ne gelin, ne de güvey olun kardeşler!

Bu düğün bizi ecele götürür.

Götürdüğü yerde de bırakır.

Sonra oracıkta, yapayalnız kalıveririz kardeşler.

Bu günden sonra düşmanı dosttan ayırt etmeyi bilelim,

Baltayı kime ve ne zaman indirdiğimize dikkat edelim.

Biraz olsun insafa gelip, ürpermeyi bilelim!

Gerçek dosta yol almakta olduğumuz şu dünyadan,

Olması gerektiği gibi göçmenin şifrelerini birlikte çözelim.

Her gün başlı başına bir değer aslında.

Üstelik kuyruksuz, diplomasız, emeksiz.

Bize bedavadan sunulmuş, binlerce değer varken hayatımızda,

Görmedim ,duymadım, bilmiyorum diyen hayvancağızı,

Taklit etmeyelim.

Bu masal eskidi kardeşler!

Modası geçeli çok oldu.

Artık modası geçmeyecek olanı seçip,

Ebediyete göçerken giyeceğimiz kefenin sıradanlığını bari hatırlayıp, kendimize gelelim.

Ve aklımızı başımıza devşirelim!

Bizler nasıl oluyor da, bize verilen onca değeri,

Bu kadar kolayca harcayıveriyoruz.

Sahi harcadığımız kim ve ne ki?

Biz ve hayat mı?

Hayatta bizi bize getiren,

Bize bizi sevdiren,

Bizden bizi kurtaran kimler ve neler desem, neleri sayabilirsiniz ki?

Allah ve İslam değil mi kardeşler?

Hadi bu kez de ‘Yok canım sen de!’ dediğinizi varsayalım.

Biraz da bunun üzerinde duralım ve konuşalım kardeşler.

Milyonda bir olasılıkta verseniz haklılığıma,

Sizden biraz zaman istiyorum.

Diyelim ki ölümü yok saydınız ya da yokmuşçasına yaşadınız.

Ölüm treni gelmeyecek ve bizi alıp götürmeyecek mi gerçekten?

Kaçış var mı yani?

Yok deseniz de demeseniz de artık ben söze giriyor,

‘Var kardeşler var!

Ölüm var!

Ama kaçış yok!’ demek istiyorum.

Sözünüzü suni falan değil, inanın hakiki balla kesiyorum.

Gayemse bir parmak bal çalıp ağzınıza gitmek olmadı hiç, bu güne dek.

Varsam varım dedim, yoksam yokum!

Bunu bu kadar net söylemesini istedim herkesin de daima.

Hem de bizzat yüzüme.

Kendimizi ya da birilerini kandırmaya ne hacet ki kardeşler?

Kanmak ta istemeyiz, kandırmakta, kandırılmakta.

Zaten kandıranın kendini kandıracağı Kuran’la sabit değil mi?

Öyle ise gelin başımızı ellerimizin arasına alalım,

Ve düşünelim , düşünelim , düşünelim kardeşler.

Öldükten sonra, hala neleri yapmış olmayı isterdik?

Öldükten sonra, kimden ya da kimlerden kaçmak isterdik?

Öldükten sonra, nerede yaşamak isterdik?

Öldükten sonra, kimi ya da kimleri görmek bile istemezdik?

Öldükten sonra, geriye gönderilsek, geridekilere en çok ne söylemek isterdik?

Öldükten sonra, geridekilere ne bırakmak isterdik?

Öldükten sonra, nasıl anılmak isterdik?

Öldükten sonra, kiminle ya da kimlerle aynı yerde olmak isterdik?

Öldükten sonra, ya rütbemizin ne olmasını isterdik?

Öldükten sonra, neleri, neden, ne için yok etmek isterdik?

Öldükten sonra, ilk ne söylemek isterdik?

Öldükten sonra değil kardeşler!

Bütün bunları ölmeden önce düşünmezsek eğer,

Yanmışız, mahvolmuşuz, bitmişiz demektir aslında.

Sizce de öyle değil mi?

Ölmeden öleceğini bilip ona uygun hareket etmeli.

Yoksa biliyor olmanın ne anlamı var ki?

Hatice Dilek Cengiz

‘Sarp Yokus II ‘adlı kitabından alıntıdır.

Huzura Giden Yolda Bir Yolcudan Tavsiyeler
1-Güne imsaktan en az yarım saat önce Bismillah diyerek başlamak ve bir daha uyumamak. Kısa bir öğle uykusu (kaylule) uyunabilir elbette.
Özel Not: İnşaallah bu günden itibaren birlikte yol almak isteyen tüm kardeşlerime her sabah ve akşam bir tavsiyemi yazacağım. Dilerim hep birlikte güzel şeyler başarırız.Rahman olan Rabbime şirksiz kul olma ve Ümmet olma bilincimize katkıda bulunabilmek duası ile. Ya Mucib bizi şanına layık kullar eyle. Bizi destekle. Amin
2-Her gece; şahsımıza ait Kuran’ımızdan kolayımıza gelen miktarı, nüzul sırasıyla, durup düşünerek, o an sanki bize iniyormuş saygısı, heyecanı ve dikkatiyle okumak. Anlayamadığımız her kavramı ve her olayı tefsir, hadis, siyer, fıkıh, sözlük gibi kaynaklardan veya internetten o an da ya da gün içinde mutlaka araştırmak. O gün bizi çok etkileyen hükümleri bir Kuran günlüğü tutarak yazmak ve öğrendiklerimizi hayatımıza geçirmeye başlamak.

Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com

Güvenmek!

GÜVENMEK!

Allah’ım bizi güvenilir olanlardan eyle!

Allah’ım bizi sözünde duranlardan eyle!

Allah’ım bizi ardına düşülebilecek, yanında durulabileceklerden eyle!

Allah’ım bizi dininin havarilerinden eyle!

Allah’ım bizi yolunun şehitlerinden eyle!

Allah’ım bizi bulunduğu yerde, tek başına bile ümmet olabilenlerden eyle!

Allah’ım bizi fitne kalmayıncaya kadar, gevşemeden ve üzülmeden çalışanlardan eyle!

Allah’ım bizi kafir ve münafıklara deneme konusu eyleme!

Allah’ım bizi ve soyumuzu çalışıp boşa yorulanlardan eyleme!

Allah’ım yakınlarımızla gözümüzü aydın eyle!

Allah’ım bizi şerre engel, hayra destek eyle!

Allah’ım bizi salihlere kardeş kıl, münafık ve kafilerinse heybetinden korktuklarından eyle!

Allah’ım evlerimizi Kur’an okunan ve adının anıldığı evlerden eyle!

Allah’ım işimizi bize kolay, aşımızı bize şifa eyle!

Allah’ım bizi daima veren el olan eyle!

Allah’ım bizi yürek yakmaktan ve hainlere ortak olmaktan muhafaza eyle!

Allah’ım bizi her girdiğimiz yerde, izzeti ikram görenlerden eyle!

Allah’ım her sıkıntılı halinde, bizi kurtuluş yollarını hazırladıklarından eyle!

Allah’ım her şeytani hileyi, Rahmani çözümlerle bertaraf edebilenlerden eyle!

Allah’ım girdiğinde rahmet olan fakat, gittiğinde zahmet olmayanlardan eyle!

Allah’ım bilemediğimizde sezgimizle, göremediğimizde ferasetimizle bizi güçlü eyle!

Allah’ım imanı bize kale, bizi ise dinine nefer eyle!

Allah’ım duygu ve düşünce dünyamızda, cennet umudunu daima diri eyle!

Allah’ım bilinçaltımız ve reflekslerimizle bizi,

Cehennemine karşı olağan tedbirler alanlardan eyle!

Allah’ım günü, ayı ve yılı bize asır gibi bereketli eyle!

Allah’ım zaman ve zeminin gereklerini iyi okumayı, başarmayı nasip eyle!

Allah’ım yüzünden ve sözünden, insanın hasını tanıyabilecek bir ilme nail eyle!

Allah’ım bizi hatalarımızın çöplüğünden çıkmaya müyesser eyle!

Allah’ım bizi kendi öz nefsine tercih edenlere yaren eyle!

Allah’ım bize nimetten hesap vereceğini bilerek yaşayan, bir şuur ihsan eyle!

Allah’ım amelde veya niyette şirkin her türünden korunmamızı nasip eyle!

Allah’ım olmasını istediğimiz her şeyi hakkımızda hayırlı kıl ve işlerimizi ol dediklerinden eyle!

Çünkü biz;

Güvenemiyoruz Senden gayrısına.

Güvenemiyoruz laf cambazlarına,

Güvenemiyoruz yalanın bini bir para modunda yaşayanlara,

Güvenemiyoruz kuyumuzu kazmak ister gibi bizim gizlimizi araştıranlara,

Güvenemiyoruz sağ gösterip sol vurmak istediği her halinden belli olanlara,

Güvenemiyoruz bir dediği bir dediğini tutmayanlara,

Güvenemiyoruz ağzını çok rahat bozanlara,

Güvenemiyoruz öküz altında buzağı arayanlara,

Güvenemiyoruz kendinden başka kimseye güvenmediğini itiraf edenlere,

Güvenemiyoruz iş söz değil öze gelince, tevile sığınanlara,

Güvenemiyoruz her ağzını açtığında, kusur bulanlara,

Güvenemiyoruz gürlemekle kalıp, yağmur yağdırmak yerine çölde bırakanlara,

Güvenemiyoruz yürek dağlamayı hafife alanlara,

Güvenemiyoruz aldatmayı basit sayanlara,

Güvenemiyoruz kılı kırk yarıp işi yokuşa sürenlere,

Güvenemiyoruz yanında kendimizi kastıklarımıza,

Güvenemiyoruz her an açığımızı bulmak istercesine davrananlara,

Güvenemiyoruz gözümüzün içine sorusuz ya da sorgusuz bakamayanlara!

Güvenemiyoruz bize ait olanı kendisininmiş gibi, pişkince kullanmaya kalkanlara,

Güvenemiyoruz saygı ve nezaketi ayrıntı sayanlara,

Güvenemiyoruz en yakınlarına duman attıranlara,

Güvenemiyoruz konuştuğunu yaşamayanlara,

Güvenemiyoruz dünyayı çok sevdiği, her halinden belli olanlara,

Güvenemiyoruz paranın her kapıyı açtığını sananlara,

Güvenemiyoruz kalbi ile değil, beyni ile çözüm sunanlara,

Güvenemiyoruz dini bir cüzdan gibi arka cebinde taşıyanlara,

Güvenemiyoruz havaya göre kostüm değiştirenlere,

Güvenemiyoruz sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyenlere.

Biz yalnız sana ibadet edip, yalnız senden yardım dileyerek,

Senin kullarını en iyi sen bileceğinden,

Senin dostlarını seçebilecek bir güveni, bize sağnak sağnak yağdır.

Biz bu güne dek, sana dua etmekle hiç mutsuz olmadık!

Çepeçevre alevler içinde kaldık.

Kurunun yanında yanan yaş olmak istemiyoruz Rabbim!

Amin!

Hatice Dilek CENGİZ

Yaşam Koçu-Gıda müh.-Yazar

“Sarp Yokuş II” adlı kitabından alıntıdır

Kime Selam, Kime Veyl Olsun?

Yalan söylemeyen,
Yalan söyletmeyen,
Yalancıyı sevmeyen,
Yalanlayanı sevmeyen,
Yalana meyletmeyen,
Yalanı hoş görmeyen,
Yalancıktan gülmeyen,
Yalana ortak olmayan,
Yalan yanlış konuşmayan,
Yalan dolanla işi olmayan,
Yalansız bir dünya kurmak için;
Alın teri, yürek teri, göz feri dökenlere
Doğruluk adına,
Dosdoğru davranmayı bilen,
Doğrulara selam olsun.
Ve tüm yalancılara veyl olsun!
Hatice Dilek Cengiz