Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Kime neden güvenmeliyiz?
Cevap: ‘ Peygamberimiz vefa imandandır.’ buyuruyor. Öyle ise iman eden vefalıdır. Çünkü Allah’a olan ahdine vefalı olan, kullarına da vefalı olacaktır. Kimin neden hain olduğunu anlatabildim mi kardeşler!

Yaşam Koçu
Hatice Dilek Cengiz

Duygulu Olun, Duygusal Değil!

DUYGULU OLUN, DUYGUSAL DEĞİL!

Duygu; olay, insan, eşya, zaman, mekân kıskacında insanı boğan, üzen, yıpratan olmakla birlikte; diğer yandan ayaklarını yerden kesen, nefes aldıran, kanatlandıran, coşturan hisler demetidir. Her şeyde dengeye davet eden Rahmân, bu konuda da bizi duyguları muhafaza etmeye, beslemeye, ifade etmeye, dindirmeye davet ederken; abartmaya, kaptırmaya, azdırmaya izin vermediği gibi ezdirmeye, incitmeye, bastırmaya, yok saymaya da izin vermiyor.

Sevmeliyiz; O’nun sev dediklerini. Ölçüsünce sevmeliyiz. Bir gün düşman olabileceğimiz ihtimalini hiç hatırdan çıkarmadan. Ama en çok O’nu sevmeliyiz. Çünkü Allah kıskançtır. Kulunun kendinden çok hiçbir şeyi sevmesini, önemsemesini onaylamaz. Yerine kimsenin konulmasını affetmez. Çünkü insanın aklı nispetince algılayamayacağı kadar nedeni vardır. İspata da gerek yoktur. O vardır ve kudreti sınırsızdır. Varlığı ispat gerektirmeyecek kadar aşikârdır.

Korkmalıyız. En çok O’ndan. Ama azap etmesinden daha çok, rızasını kaybetmekten korkmalıyız. O azap etmez ki, hak etmeyene. Hak edene hakkını ödetmenin bir şeklidir cehennem. Bir nevi arındırma ünitesi desek, yanlış değerlendirmiş olmam diye umuyorum.

Zatından başka hiçbir şeyden korkmamayı öğrenmeli, kendimizi olgunlaştırmalıyız.

Öfkelenmeliyiz! Allah’a Rasûlü’ne, dinimize, Kitab’ımıza, düşmanımıza (Allah’ın düşmanları), kardeşimizin hakkını gasp edene fakat öfkelenmemeliyiz nefsimizi ezene, hakaret edene, üzene, zulmetmediği sürece eliyle. Yani sözlü saldırıya selam deyip geçmeli, güreşte yenen yiğit gibi şeytanın başımızı kaldırıp burnumuzu havaya dikmesin, öfke anında yumuşak başlılığımızla gücümüzü göstererek, izin vermemeliyiz.

Acıları merhem yapıp yaralarımıza sürmeli, bir delikten bir daha ısırılmamak için eğri oturmayı bilmeli, doğru eylemlerde, doğrularla beraberken başımıza gelenlere Rahmân için, Rahmân’ı yardımcı seçerek sabretmeli, elimizle işlediklerimiz yüzündense af şurubunu gece gündüz içip bir saniye bile gecikmeden amel defterimizi temizlemeliyiz. Acıtmamalıyız kimseyi ki, acıtılan hücrelerimiz, nefesimiz, sesimiz, gözyaşlarımız şahitlerimiz olarak mahkemede sunsunlar delillerini. Beraatımıza tanık olsunlar.

Heyecanlanmamalıyız elbette haddinden fazla hiçbir şey için! Ama O’nun kitabını okuyunca, Rasûlü’ne uymanın tatlı telaşını hep ciğerlerimize aldığımız hava ile dinginleştirmeli, besmeleli eylemlerimizi; şeytani ve nefsi tuzaklardan koruyup amel defterimize bir bonzai tohumu gibi ekmeli, Azrail gelip canımızı istediğinde; Allah’ın emri Rasûl’ün kavli ile almana gerek kalmadan, “Ben zaten verip Rabbimden ücretsiz aldığımı, paha biçilmez rızası için satmaya hazırdım!” deyip; belki bir yatakta, belki masa başında, belki tebliğ anında, belki direksiyon başı, belki seccade üzeri, belki Kur’ân, belki dua, belki zikir, belki cihad meydanında ama O’nun zatına verdiğimiz sözü; “Evet, sen bizim Rabbimizsin!” nidasına ihanet etmediğimizi, Rabbimize belgelediğimizi onurla sunmalıyız. Kanımız akıp soluğumuz kesilip kalbimiz durduğunda yahut kansız bir şahadetse bekleyen bizi, ardımızda kalan ve cennette kanatlarımız olmasını istediğimiz yavrularımıza düşen, güzel bir sabır, sevinç gözyaşları ve varsa sevenlerimizden vasiyetimiz; biricik bayrağımız olan tevhid bayrağımızı, elden ele hiç düşürmeden, mahşere dek taşımaya devam etmeleridir.

İşte o zaman dünyada bulunmuş olmanın, bir yer tutmanın, bir çok şey tüketmiş ama bir o kadar da üretebilmiş olmanın hazzını duyar, elimiz boş geldiğimiz şu dünyadan, amellerimiz değil Rahmânın rahmeti sayesinde göçüp giderken, gözlerimizi huzurla kapatıp ardımızdan gelenlere, Allah’ın uğrunda dökülen ne bir yaş, ne bir ter, ne bir kanı zayi etmeyeceğini müjdeleyebilenlerden olmak isteriz.

İşte yaşıyorsak bunun için yaşamalı, bu aşk için ağlamalı, bu hülya ile gülmeli, bunun için dinlenmeli, bu rüya ile uyuduğumuz yerden, tutuşturan bir iman ile kalkmalı, artık sahte zevklerin, geçici hazların, müsvette insanların, göz boyayan tuzakların, yanından hızla seğirtip geçerek; mutluluğu, kalıcı huzuru, şahsiyetli insanları etrafımıza alıp âlemlerin Rabbinin stratejik planının biricik erleri olup iman meşalesini tutuşturalım.

Bu el, bu ayak, bu göz, bu kulak, bu dil ve bu dudak bu kalple harekete geçirildiği sürece, ve bu kalp Rabbim Allah dediği sürece, duygularımı ve düşüncelerimi, sözlerimi ve eylemlerimi, gecemi ve gündüzümü, yoluna adamak için bir can, bir kan, bir mal, o an ne gerekiyorsa varım diyenlerle sıramı bekliyorum.

Çölleşen kalplerimize Rahmet yağmurlarını yağdır Rabbim. Eriyen buzulların soğuk sularında kalplerimizi dondurma, ekvator sıcağında sellere kaptırma. Bizler çer çöp olmaktan, savrulup durmaktan yorulduk. Bizi tut, bizi durult, bizi huzuruna doğru yürüt.

Hatice Dilek Cengiz

Yaşam Koçu

‘Sarp Yokuş’ adlı kitabından alıntılanmıştır.

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Sabır nedir?
Cevap: Sabır Allah’ın dilediğini dileyip, ne pahasına olursa olsun ondan geri adım atmamaktır.
Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Güzel sonuç kimindir ve nasıl elde edilir?
Cevap:Son gülenler hep iyiler olacak kardeşler. Bize düşen iyi olmak, iyi kalmak. Kötülerin bizi yolumuzdan çevirmesine asla izin vermemek. Allah’ın boyası ile boyanmış bir hayat yaşayıp, bize ihsan edeceği bitimsiz güzelliklere kavuşma heyecanımızı bir ömür kaybetmemek.
Dualaşmak duası ile.
Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Soru: Hayata bugün başlayacak olsaydınız neleri yapar, neleri daha çok yapar, nelerden vazgeçerdiniz?

Cevap: Bugünün o gün olması sizin elinizde. Hayat tercihlerinizden ibaret unutmayın. Neyi, niçin tercih ettiğinizi düşünüp kendinize sorun: ‘ Ötelerde (Ahirette) pişman olacağım kararlar mı alıyorum, iyi ki yapmışım diyeceğim kararlar mı?’

Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Dünya hayatında kimler sıkıntı çeker, kimler çekmez?
Cevap: ‘Benden size bir hidayet geldiği zaman (Kitap), kim hidayetime tabi olursa, yolunu kaybedip sıkıntıya düşmez. Kim de öğüdümden yüz çevirirse onun hayatı dar ve sıkıntılı olur. Ve o kıyamet günü kör olarak haşredilir. O ‘Rabbim beni neden kör haşrettin oysa ben dünya da görüyordum.’ der. Allah da ‘Doğru ama dünyada ayetlerimi işittiğin halde sen unutmuşcasına yaşadın. Şimdi de sen unutulacaksın!” buyurur.
Taha 123,124,125
Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Dua ederken bile şirk koşulabilir mi?
Cevap: ‘Evet! ‘Sakın Allah ile birlikte başka ilahlara da dua etme. Azaba uğrayanlardan olursun. Akraban olan kabileni uyar. Sana tabi olan müminlere kol kanat ger. Şayet sana karşı koyarlarsa ‘ Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım ‘de ve güçlü, merhametli olan Rabbine tevekkül et.’Şuara 214

Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Allah kimi, nasıl içinde bulunduğu karanlıktan aydınlığa çıkarır?
Cevap: Rızasına uyanları Kuran’la aydınlığa çıkarır.
‘Rızasına uyanları o kitapla selamet yollarına iletir. İzniyle onları karanlıklardan aydınlıklara çıkarır ve dosdoğru yola iletir.’ Maide 16
Sorunlarının çözümlerini Kuran’da arayıp bulanlara selam olsun.

Hatice Dilek Cengiz

Bir Soru Bir Cevap

Bir Soru Bir Cevap
Soru: Rağbetimiz yalnız Allah’a olursa ne olur?
Cevap: Yolun meşakkati bizi O’ndan soğutmaz.
Yolun rahmeti bizi rehavete kaptırmaz.
Yolda karşımıza çıkan çirkinlik ve hayasızlıklardan tevbe ile arınabileceğimizden umutsuzluğa düşürmez.
O’ndan razı olarak, O’nu razı etmeye adanmanın huzuru kaplar, tüm zerrelerimizi.

Yaşam Koçu
Hatice Dilek Cengiz

Ümidin Bittiği Yerde Küfür Başlar!

ÜMİDİN BİTTİĞİ YERDE KÜFÜR BAŞLAR!

Dünya bu, her şey bitebilir! Paran bitebilir mesela; daha alacak çok şeyin varken!

Sevgin bitebilir, eğer ihanete, vefasızlığa, yalana maruz kalırsan. Kolunda derman kalmayabilir, boşa kürek çektiysen. Ayağının altına muz kabuğu koyup ayağını kaydırabilir, başını yardırabilir dost bildiğin kardeşlerin, soyun, sopun, eşin, çocuğun, ailen, yedi sülalen.

Yani dünya bu, her şey bazen ters gidebilir?

Kim bilir hikmeti nedir? Belki aldığın seni zehirleyecek, sevdiğin öldürecek, kazandıkların, mal varlığın ateş, odun olup seni yakacak.

Uğruna ömür harcadığın yolun boş olduğu sana ölüm anında Azrail tarafından fısıldanacak! Sen yola düş, hikmeti ara! Bulduğunda yapış ona. Sen seni asla terketmeyene çevir yönünü. Ümit ek yürek tarlana ki, iman yeşersin.

Küfür ayrık otudur.

Tarlayı kurutur!

Ömrü çürütür!

Hatice Dilek Cengiz