Yardım Edin!

/ / Makalelerim

YARDIM EDİN!

Çocukluğun en güzel yanı dert tasanın olmayışı mıydı?

Büyüdünüz mü?

Öyle ise sakın bir çocuğa kaldıramayacağı dertleri yüklemeyin!

 

Yaşlılığın en güzel yanı torun sevmek mi?

Yaşlandınız mı?

Öyle ise torunlarınızı çil yavrusu gibi muhabbet hanenize toplamayı bilin.

 

Genç olmanın en güzel yanı dinç ve enerjik olmak mı?

Öyle ise gücünüzü ve varlığınızı, sizden küçük ve büyüklerin hizmetinde kullanın,

Emperyalist teknoloji tasarımcıları ve firmalarının değil.

 

Artık bir anne adayı mı oldunuz?

Dünya da daha önce var olmayan kutsal bir emanet taşıdığınızı bilip,

Yavrunuzu size verene nasıl adayacağınızı öğrenin

Ve tabi ki siz de O’na adanın.

Adanmış bir Can’ın annesi olmanın izzetiyle, hamileliğiniz boyunca mutlu olmayı başarın.

 

Bir baba adayı mısınız yoksa?

Öyle ise İbrahim’i bir duruş için

Kime, nerede, ne söyleyeceğinizi,

Kim için neden vazgeçebileceğinizi bilin,

Gerektiğinde ise baltayı elinize almanın ciddiyetine erin.

 

Yukarı da saydıklarımın dışında bir kategoridesiniz diye,

Size sözüm yok zannetmeyin.

Sözüm insanım diyen herkese.

Siz siz olun,

Hemen şuracıkta şimdi

Ya kendinizi ya da kendinizle birlikte herkesi

Cehennemin yakıtı olmaktan koruyacak bir yol, bir yöntem bulun ya da bulmuşa uyun!

Sesimi duyan var mı?

Lütfen ses verin!

Vakit nakitten çok daha değerli.

Nakit kaybedilirse kazanılır fakat vakit asla değil mi?

Öyle ise harekete geçmekte lütfen gecikmeyin!

Yol İşte!

Virajıyla, patikasıyla, otobanıyla yol işte.

Kimi zaman zor ve dik.

Kimi zaman hızlı ve kolay.

Kimi zaman ağır aksak.

Kimi zaman pür neşe.

Kimi zaman katran yüklü bir gece.

Yol işte.

Yolcu olduğumuzu veya yolda olduğumuzu unuttuğumuz an başlıyoruz şikayete.

O niye şöyle?

Bu niye böyle?

Nedenler, nasıllar, niçinler.

Sorular, sorunlar, sorunlular.

Ve biz!

Köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığınız,

Tehdit edildiğiniz,

Suçladığınız,

Yargılandığınız,

Haksızlığa uğradığınız,

Konuşmayı bile anlamsız bulduğunuz,

Konuştuğunuzda ise boş konuşmuşçasına yadırgandığınız,

Sizi size yabancılaştıran haller ve tavırlar,

Sizi sizden iyi tanıyormuşçasına yapılan yorumlar,

Size rağmen, siz adına alınan kararlar,

Sizsizlikte kaybettiklerini size yıkanlar,

Sizinle olmayacak olmasını anlamlandıramayanlar,

Hayatı dar etmeye çalışanlar,

Ne yola, ne yolcuya, ne de yolun sahibine;

Hürmeti, itaati, vefası olmayanlar,

Olmadığının bile farkında olmayan, olamayan, oldurtmayanlar.

Oysa bizden istenen bu değildi değil mi?

Kulca yaşamak olmalıydı hedefimiz!

Hadi bu güne dek yapmadık, yapamadık,

Yahut bir şekilde başaramadık diyelim.

İyi ama;

Kendi dışında herkesi suçlayan,

Kendi dışında herkese kin kusan,

Kendi dışında kimin ya da kimlerin ne istediğini önemsemeyenlerin var olduğu şu dünya da,

Siz ve kendim içinse şu duayı ediyorum:

Rabbim bana ve tüm inanan kardeşlerime,

Deniz’de kuru bir yol aç!

Balığın karnından bizi kurtar ve yemyeşil bir vadiye çıkar.

Gökten ve yerden bizi rızıklandır.

Bize kurtuluş yollarını Sen hazırla.

Bize Hikmet yağmurları yağdır.

Düşmanlarımızı zelil,

Tüm Ümmeti Muhammediyi Aziz eyle!

Yolun sonuna varana dek,

Bizi yol da tut.

Yolu yolumuz olanlarla yollarımızı sana çıkar.

Fitnenin kol gezdiği her yerde,

Bizi bize ilk bakışta tanıt.

Düşmanlarımızın ise, bize uzanan ellerini kurut!

Mazlumun hakkını zalimden alacak bir güce ulaşana dek,

Güç ver Rabbim!

İhlas ver Rabbim!

Yalnızca seni hoşnut edecek bir bilinçle,

Sana bir ömür say yapmak istiyorum.

Tüm acziyetimle şahsım adına,

Ve seni gerçekten seven kulların adına,

Sana yakarıyorum!

Duamızın kanatlarını kıracak,

Amellerimizin dünyadayken affını diliyorum!

Dua edilecekte,

Dualara icabet edecekte,

En hayırlı şekliyle lütfedecekte,

Yalnız sensin, sen Rabbim!

Diyor ve ekliyorum!

Ben Sana dua ettikten sonra hiç mutsuz olmadım!

Canımın sahibi biricik Rabbim!

İçimin ta içini, en özeliyle bilenim!

Amin.

Hatice Dilek Öztürk