
HER İNSAN BİR DÜNYA
Katılıyorsunuz değil mi bu söze? Hepimiz parmak uçlarımız kadar farklıyız birbirimizden hatta son bulgular ayak tabanlarının da farklı olduğunu söylüyor. Ne güzel aslında değil mi? Hayat bol çeşnili, çeşitli, garnitürlü bir sofra gibi. Acı kavun gibilerimiz var aramızda zerre miktarı ilişkide kalınması gereken, zakkum gibi cehenneme bile girmeye dünyada aday olduğunu bas bas bağıranlarımız var, püsküllülerimiz var sonra hep başını derde sokan, sokturan, girdiği yeri huzursuzlandıran çetin cevizlerimiz var, sert tabiatlı muşmulalarımız var sonra ağzımızı değil yüreğimizi buran her konuştuğunda biber gibi yakanlarımız, erik gibi ekşi bir suratla ortalıkta arzu endam ederken, karpuz gibi dıştan içi asla keşfedilemeyenlerimiz, çekirdek kadar kolay çitlenenlerimiz, keçiboynuzu misali bir dirhem şeker için tahammül edilenlerimiz, içinize aldığınızda faydalı, kabuğuna bastığınızda canınızı yakanlarımız, kabak çiçeği gibi saçılanlarımız, küstüm otu kadar alınganlarımız, akşam sefası misali, hayatı Lale devri modunda, hep rehavetle yaşamak isteyenlerimiz, nar gibi her şeyi sırayla, yerli yerinde, hiç boşluk bırakmadan planlı yaşamak isteyenlerimiz, mum çiçeği gibi ağlayanlarımız sürekli vara yoğa, kaktüs gibi diken diken olanlarımız, her bulduğuna batıranlarımız, kuru fasulye gibi kendini nimetten sayanlarımız, armudun iyisini isteyenlerimiz, üzümü yiyip bağını sorma diyenlerimiz, havuç gibi derine dalanlarımız, pırasa gibi kavak yelleri esenlerimiz var başında, ham bir Trabzon hurmasının ağızda bıraktığı tadı bir ömür tatmak zorunda kalanlarımız ya da tattıranlarımız var, ayva gibi yutkunmakla, yutmakla altından kalkılamayacak çamlar devirenlerimiz var… Fakat tüm bunlara rağmen kabak gibi içimizi yumuşatıp zehrimizi attıranlarımız, fındık gibi enerji, süt gibi geçtiği yere kolaylık katanlarımız, Amasya elması misali çıtır çıtır, portakal kadar güzel koku, ses, davranış, eser, hâl bırakanlarımız var ardında, kahve gibi kırk yıl hatırını saydırıp hurma, bal ve en önemlisi su gibi aziz olanlarımız, en azından olmak için çaba harcayanlarımız var ya çok şükür.
Siz siz olun fındığın kabuğuna, armudun, üzümün çöpüne değil, gönüller sultanı ile Rahmân’ın davetine uyun ve şu dünyada fıtrata uygun yaşayın, kurtulun!
Hatice Dilek Cengiz
Yaşam Koçu-Gıda Müh.-Yazar
“Sarp Yokuş ” adlı kitabından alıntıdır.