Has Kullar

/ / Makalelerim

Has Kullar
307- Cinlerin asla gaybı bilemeyeceğini bilir. Bu nedenlede cinlerle iletişime geçtiğini ve haber aldığını iddia edenlere itibar etmez. Falcı, medyum, kahin gibi insanlardan bu tür gayba dair bilgi sormanın batıl bir iş olduğunu bilir. Eğlence, magazin, şakalaşma ve sair göstermeye çalışan insanları açıkça uyarır. Kendisi de her ne sebeple olursa olsun bu ve benzeri işleri meşru, sıradan, basit gören insanlarla aynı ortamı paylaşmaz. Yanında bu tür batıl işlerin yapılmasına izin vermez.
308- Dua ederken ne istediğini, niye istediğini, nasıl istemediğini, neyi istememesi gerektiğini, nasıl istememesi gerektiğini bilir. Haddi aşan ya da düşünmeden yapılan dualardan kaçınır. Bazı insanların dua ederken bile kimden istediğine ve ne istediğine dikkat etmediği için, yaşadığı acı olaylara bizzat şahit olmuştur. Bu bilinçte onu duasında dengeli, doğru ve hayırlı olanı istemeye sevkeder. Musibet anında sabrı ve nimet anında şükrü kuşanır. Başına gelen sıkıntılara sabretmediğinde, Rabbinden nimet istemeye de yüzünün olamayacağını bilir. Sabır ve şükür onun için bir terazinin iki kefesi gibidir. Bolca nimete, refaha, dinginliğe ulaşmak istiyorsa; buna denk hastalık, sıkıntı ve kaosa azimli, ihlaslı, basiretli davranışlarla ulaşılabileceğinin farkındadır. Zirvelere sarp yokuşları tırmanmayı başarmakla, rahmete zahmeti göğüslemekle, Allah’a daima O’na rağbet etmekle kavuşulacağının şuurundadır.
309- Şeytanın insanoğluna açtığı savaşta kazanmasının sebebinin, insanların ahiret bilincinin olmayışından ya da zayıf oluşundan kaynaklandığının idrakindedir. Ahireti, hesabı, şeytanın Allah’tan talebini bilen kulların, elbette şeytanın tuzaklarınıda fark edebileceğini Rabbi ona öğretmiştir. Şeytanın insana gireceği tek kapının ŞÜPHE kapısı olduğunu, şüphe duyan her insanın SORGULAYACAĞINI ve nihayetinde İNKAR edeceğini, oysa İMAN ederse Rabbinin tüm hükümlerine gönülden TESLİM olacağını, bu teslimiyetinde kişiyi KURTULUŞA ulaştıracağını bilir. Şeytanın hiçbir zorlayıcı gücü olmadığı halde, insanı parmağında oynatmasının nedeninin; ona UYMAK ve verdiği VESVESELERİ, yani ZANLARI doğru saymaktan geçtiğini gayet iyi anlamış, hatta zaman zaman tecrübe etmiştir. Rabbine karşı gelen şeytana karşı gelerek ancak Allah’ın taraftarı olabileceğini, şeytanın isyanına karşılık, onun imanının Rabbine vefasını belgeleyeceğinin şuuru, onu daima uyanık ve dikkatli kılar.
Hatice Dilek CENGİZ