Has Kullar

/ / Makalelerim

Has Kullar;
10-İman ile şereflendiği andan itibaren kitabını çok iyi öğrenene dek gecenin bir kısmını mutlaka Kuran, dua, namaz ile ihya edip, adını göklerde andırmak için çaba sarf etmesi gerekir.
11-Peygamberlerle Hak Meclise davet edilebilir olmak için, daima Allah’ın hudutlarında yaşayıp ve Allah’ın dinini koruyup yüceltmek için, her şeyini feda edebilmesi gerekir.
12-Kalbini şirk pisliğinden temizlediği gibi bedenini de; saçından tırnağına, dişinden diline, elinden ayağına, gözünden kulağına, beyninden kalbine, tertemiz kılmak için tevbe ve suyla arındırması, tertemiz kokup, tertemiz giyinip, tertemiz konuşup, Nur’a doğru yol alması gerekir.
13-Hayatı, insanları ve tüm kitapları, kitabının kazandırdığı basiretle okur.
14-Secdeyi Rabbine yakınlaşma vesilesi sayar. Rabbi ile buluşma saatlerini ilk üçtebirlik zaman dilimin de tutarak randevularını heyecanla beklediğini Yaradanına ispatlar. (Namazı vaktinin ilk üçte birinde kılar.)
15-Üşenerek ve zorlanarak değil, özenerek, coşkuyla, edeple huzura çıkar. (Gören de iştiyak uyandırır.)
16-Hakikati (Kur’an’ı) yalan sayana boyun eğmez.
17-Şu davranışları sergileyenlere itaat etmez:
-Çok yemin eden
-Aşağılık bir karaktere sahip
-Sürekli kusur arayan
-Laf götürüp getiren
-İyilik yapılmasını engelleyen
-Hakları gasp eden
-Günaha alışmış
18-Sıkıntı yaşadığı her konu da Allah hükmedene kadar sabırla bekler.
19-Rahman’ı isimleri ile anarken herşeyden kopup tüm benliği ile O’na yönelir. ( İsimlerinin anlamlarını derinlemesine bilir ve Rabbinin tüm vasıflarını tanır.)
20-Sığınılacak ve yardımı umulacak tek güç olarak Rabbini görür. (Allah’tan gayrı birilerinden ya da bir şeylerden medet ummanın şirk olduğunu bilir.)
21-Şirk ehlinin söylediklerine sabreder ve onlardan güzellikle ayrılır. ( Çirkefliklerine karşılık vermez. Vakur davranır.)
22-Rahman’ın kendisine verdiği maldan ihtiyaç sahiplerine verir.
23-Hatalarını küçük görmez, daima düşünerek hareket eder, hata yaptığını fark ettiğinde Rabbinden mağfiret diler.
24-Kötülüklerin tümünü terk eder.
25-Daima iyiliği emreder kötülükten sakındırır. Bunu yaparken şu prensiplere uyar:
-Neyin iyilik neyin kötülük olduğunu Kuran’dan öğrenir, insanları Kuran’a davet ederler.
-“Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız güçleştirmeyiniz.’ Hadisine uygun davranır.
-‘Öğüt vermek fayda veriyorsa öğüt ver.’ Ayetine uygun davranır.
-‘Sizden biri bir kötülük gördüğünde eliyle, olmazsa diliyle, daha olmadı kalbiyle düzeltsin. Hadisine uygun davranır. ( Basiretli mümin nerede hangisini seçmesi gerektiğini bilir. Kaş yaparken göz çıkarmaz.)
-Allah’ın kullarını ( mümin kardeşlerini ) sözün en güzeli ile uyarır.
-Kafir ve münafıkları derinden etkileyecek şekilde uyarır. Anlamazdan geldiklerinde sert ve caydırıcı davranır. Fakat sertliği işlenen fiilledir, kişinin şahsına değil.
– Nefsini tatmin için değil, Rabbine davet edip o kişinin kurtuluşunu istediği için uyardığını çok net hissettirir.
-Uyarmakla yetinir, bekçi olmaya ya da hesap sormaya kalkmaz.
-Kiminle, nerede, ne, ne kadar konuşuluru bilir.
-Asla kaba, küfürlü, hakaret içeren kelimeler kullanmaz. Jest ve mimikleri samimidir.
-Saygın, seviyeye uygun, yalın, etkili, pozitif ve duygulu konuşur.
-Gerçeği net, yeterli ve doğru sunar.
26-Yaptığı iyilikleri çok görerek başa kakmaz. Kendisine yapılan kötülükleri mümkün olduğunca affeder. Öc almaz. Fakat bu onun, canını ve malını korumayacağı anlamına gelmez. Kimsenin ırzına, canına ve malına zarar vermez.
27-Yetimi, öksüzü, fakiri, güçsüzü, yakınlarını, yolcuyu, yolda kalmışı, borçluyu, yaşlıyı, hastayı, annesini, babasını, komşusunu, akrabalarını, din kardeşlerini, çocukları, bedensel engelliyi. zihinsel engelliyi, İslam’a sempati duyanı ; ezmez, üzmez, gerekiyorsa yardım eder.
28-İsteyip dileneni azarlamaz, kovmaz, vermeyecek yahut veremeyecekse güzel bir dille ya da suskunlukla muamele eder.
29- Daima Rabbinin nimetini (Kuran’ı ) anlatır. İnsanları kendine, hizbine, cemaatine, grubuna değil yalnızca Alemlerin Rabbine ve kitabın hükümlerini yaşamaya çağırır.
30-Kendisi de her şart ve ortamda daima Rabbine yönelir. Tıpkı atası İbrahim as. gibi.
31-Bir işten yorulduğunda diğerine geçer. Ya dünya da, ya ahirette, ya da her iki dünyada işe yarayan FAYDALI işlerle meşgul olur. BOŞ işlerin tümünden ise yüz çevirir.
32-Attığı her adımı, söylediği her sözü, aldığı her kararı Allah için alır. Hata yaptığını fark ettiğinde ya da fark ettirildiğinde, uyarılırken uslup hatası bile yapılmış olsa, sinirlenmez, kendini düzeltir. Çünkü nefsi müdafaa böyle zaman da kusurdur. Kusurunda asla ısrar etmez. Tüm hayatını Rabbini hoşnut etmeye adadığı için; başkalarının ne yaptığı ya da yapmadığı ile değil, kendi kulluğu ile meşgul olur. Bu da onu SİVRİ dilli değil, SAMİMİ mümin haline getirir.
33-Allah’ı anmaktan yüz çeviren ve Dünya hayatında elde ettiği mal, makam, eş, evlat, soy, nam, zevkle yetinenlerden vakarla uzaklaşır. Onlarla ilişkilerini asgaride ve seviyeli tutar.

Hatice Dilek Öztürk