Müslüman Kimdir?
MÜSLÜMAN KİMDİR…!
Bismillahirrahmanirrahim
- İnsanlar arasında adaletle hükmederler. / En’am-151.
- Allah’a asla şirk koşmazlar. / Furkan-68
- Namuslarını (ırzlarını) korurlar. / Furkan-68
- Hakkı bile bile gizlemezler. / Bakara-44
- Namazlarını huşu içinde ve doğru olarak kılarlar. / Mü’minun 2,9
- Anne ve babalarına “öf” bile demezler. / İsra-23
- Boş şeylerden tümüyle yüz çevirirler. / Mü’minun -3
- Mallarıyla ve canlarıyla cehd ederler/çabalarlar. / Tevbe-5
- Asla zanda bulunmazlar. / Casiye -24
- Cahillerle asla tartışmazlar. / Furkan-63
- Kınayıcının kınamasından korkmazlar. / Maide-54
- Asla yalan söylemezler. / Mü’minun-8
- Emanetlerine ihanet etmezler. / Bakara-177
- Söz verdiklerinde sözünde dururlar. / Bakara-177
- Zekâtlarını hakkıyla verirler. / Bakara-177
- Yetimin hakkını asla yemezler. / Nisa-2
- Yolda kalmışlara yardım ederler. / Bakara-177
- Kafirlere karşı sert, birbirlerine karşı merhametlidir. / Fetih-29
- İnsanların kusurlarını affederler. / Al-i İmran-135
- Yalnızca Allah’a dayanıp güvenirler. / Tevbe-20
- (Savaş gerektiği zaman) Kâfirler ile Allah yolunda savaşırlar. / Âl-i İmran -28
- Darlıkta da bollukta da infak ederler. / Âl-i İmran -133
- Kızdıkları zaman öfkelerini yenerler. / Âl-i İmran -133
- Başkalarının ilahlarına sövmezler. / En’am-108
- Haksız yere bir cana kıymazlar. / En’am-151
- Allah’ın ayetlerini az bir pahaya satmazlar. / Al-i İmran-199
- Zinaya asla yaklaşmazlar. / Mü’minun -5
- İnananlara ‘sen mü’min değilsin’ demezler. / Nisa-94
- Rasullerden hiçbirini birinden ayırt etmezler. / Bakara-136
- Yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. / Furkan-63
- Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yaparlar. / En’am-52
- Helal ve temiz olan şeylerden yerler. / Bakara-168
- Asla yalan şahitlik yapmazlar. / Furkan-72
- Dillerini eğip bükerek (geveliyerek) Allah adına yalan konuşmazlar. / Nisa-135
- Allah’ın adı anıldığında kalpleri ürperirler. / Enfal-2
- Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler. / En’am-151
- Yeminlerini hiçbir zaman bozmazlar. / Nahl-91
- Adaklarını yerine getirirler. / İnsan-7
- Allah’ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar. / Ra’d-20
- Yakınlarına (akrabalarına) yardım ederler. / Bakara-177
- Yolda kalmışlara ve hastalara yardım ederler. / Bakara-177
- Yoksullara ve esir düşenlere yardım ederler. / Bakara-177
- Zorda, darda ve savaş anlarında sabrederler. / Bakara-177
- Verilen rızıktan yerli yerince harcarlar. / Enfal-3
- Kuranı ağır ağır düşünerek okurlar. /Müzemmil /4
- Dinde zorlama ve baskı yapmazlar. / Bakara/ 256
- İnsanlara iyiyi emreder, kötülükten de alıkorlar. / Enfal-71
- Açıklanınca hoşlarına gitmeyecek şeyleri sormazlar. / Maide-101
- Yapacakları işlerde kendi aralarında danışırlar. / Şûra-38
- Gerçekten felaha kavuşanlardır. / Mü’minun-1
- Müminler ancak Allah’a kulluk eder, yalnız ondan yardım dilerler. / Fatiha/5
- Allah’tan korkup-sakınırlar, yasakladığı şeyleri yapmaktan çekinirler. / Âl-i İmran/102
- Yalnızca Allah’a güvenirler. Ondan başka kimseden korkmazlar.
/ Bakara/249 - Allah’a şükrederler. Darlıkta ya da bollukta üzülmez ya da böbürlenmezler. / Bakara/172
- Kesin bilgiyle iman etmişlerdir. Allah’ın rızasını kazanmaya çalışırlar. / Hucurat/15
- Kur’an’a kuvvetle bağlıdırlar. Tüm hareketlerini Kur’an’a göre düzenlerler. İnsanları Kur’an’a ile uyarırlar. / A’raf/170
- Allah’ın her şeyi gören ve işiten olduğunu bilir, sürekli Allah’ı hatırda tutarlar. / Âl-i İmran/191
- Allah karşısında acizliklerini bilirler. Mütevazidirler. / Bakara/286
- Her şeyin Allah’tan olduğunu bilirler. Telaşa kapılmaz, serinkanlı ve tevekküllü davranırlar. / Tevbe/51
- Asıl hedefleri ahireti kazanmaktır. Ancak dünya nimetlerinden de faydalanır, dünyayı yaşanabilir hale getirmek için çalışırlar.
/ Nisa/74 - Sadece Allah’ı ve müminleri dost ve sırdaş edinirler. / Maide/55-56
- Akıl sahibidirler. Sürekli dikkatli ve uyanıktırlar. Devamlı olarak müminlerin ve dinin lehine akılcı hizmetler yaparlar. / Mümin/54
- İnkarcılara karşı büyük bir fikri mücadele verirler. Yılmadan, gevşemeden mücadelelerini sürdürürler. / Enfal/39
- Hakkı söylemekten çekinmezler. İnsanlardan çekindiklerinden dolayı gerçeği açıklamaktan geri kalmazlar. Kınayıcıların kınamasından korkmazlar. / Maide/54, 67
- Allah’ın dinini tebliğ ederler. Çeşitli biçimlerde insanları Allah’ın dinine davet ederler. / Nuh / 5-9
- Baskıcı değillerdir. Merhametli ve yumuşak huyludurlar.
/ Nahl/125 - Öfkelerine kapılmazlar, hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar.
/ Âl-i İmran/134 - Güvenilir insanlardır. Son derece güçlü bir kişilik sergiler, etraflarına da güven telkin ederler. / Duhan/17-18
- Onlar güzel ahlak sahibidirler. / Kalem/4
- Eşleriyle iyi geçinirler. / Nisa/19
- Zulümden ve öldürülmekten korkmazlar. Zorluklara katlanırlar.
/ Ankebut/2-3, Tevbe/111 - İnkarcıların saldırı ve tuzaklarıyla karşılaşır, alaya alınırlar. / Bakara/14, 212
- Hiçbir şeyi Allah’a denk ve benzer tutmazlar. / İhlâs/4
- İnkarcılara karşı tedbirlidirler. / Nisa/71, 102
- Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinmişlerdir. / Fatır/6
- Münafıklara karşı mücadele eder, münafık karakterlilerle birlikte olmazlar. (Tevbe/83, 95, 123)
- İnkarcıların zorbalıklarına engel olurlar. (Ahzab/60-62)
- İçki, kumar ve fallardan uzak dururlar. / Maide/90
- İman etmeyenlerin gösterişli yaşantısına özenmezler. (Kehf/28)
- Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler. (Hac/41)
- İbadetlere titizlik gösterir, namaz, oruç ve benzeri ibadetleri dikkatle yerine getirirler. (Bakara/238)
- Çoğunluğa değil, Allah’ın verdiği kıstaslara uyarlar. (Enam/116)
- Allah’a yakınlaşmak, iyi bir mümin olmak için gayret sarfederler. (Maide/35)
- Kuranı aralarında hakem yaparlar. / Enam/114
- Atalarına körü körüne uymazlar. Kur’an’a göre hareket ederler. (İbrahim/10; Hud, 11/62, 109)
- İsraftan kaçınırlar. (Enam/141)
- İffetli davranırlar ve Allah’ın istediği şekilde evlenirler. (Müminun/5-6; Nur, 24/3, 26, 30)
- Dinde aşırılığa kaçmazlar. (Bakara/143; Nisa, 4/171)
- Fedakardırlar. (İnsan/8)
- Temizliğe dikkat ederler. (Bakara/125, 168)
- Müminlerin arkasından konuşmaz, kusurlarını araştırmazlar. (Hucurat/12)
- Haset etmekten kaçınırlar. (Nisa/128)
- Allah’tan bağışlanma dilerler. (Bakara/286)
- Kuranı ağır ağır düşünerek okurlar. Onunla diri olanları uyarırlar. / Müzemmil /4 yasin/70
- Birbirlerini ötekileştirmez, aşağılamaz, karalamaz, kötü isimlerle çağırmazlar. / Hucurat/11
- Akıllarını kullanırlar. / Yunus/100
- Onlar birbirlerine selam verir, esenlik dilerler. / Nisa/86
- Onlar sözü dinler en güzel söze uyarlar. / Zümer/18
- Onlar yumuşak, kibar ve zarif konuşurlar. / Taha/44 isra/23 bakara/83
- Sadece Rabbini yüceltirler… / Müddessir/3
Bünyamin Bilge’den alıntıdır.
- Published in Faydalı Bilgiler
Allah’ın Her İşi Bir Hikmet Üzeredir

Onu tanıtan belgeselde sanki başka bir dünyadan gelmiş gibi tasvirde bulunmuşlar.
Halbuki Allah bu yeryüzü denen ilahi sanat galerisinde bize sanatının en gariplerini takdim ederek
“Allah sanatında üstündür ve her türlü yaratmaya kadirdir” hükmünü gören gözlere gösteriyor.
Afrika Hydnorası adlı bu bitki yeraltında yaşayan ve diğer bitkilerin kökleriyle beslenen parazit bir bitki imiş.
Topraktan garip bir etobur ağız gibi yükselen, böcekler ve sinekler gibi tozlaştırıcı böcekleri çekmek için kötü bir koku yayan çiçeği varmış.
Allah her bri bit
Bu koku çürümüş eti taklit ediyor, avını kendine çekiyormuş. Ve tozlaşmayı sağlamak için onları geçici olarak içinde hapsediyormuş.
Sisteme ve mekanizmaya bakın!
Uzaylı görünümü ve kendine has avlanma teknikleri ile garip görünse de Afrika Hydnora belgeselde dediği gibi doğanın sahipsiz bir mahluku değil, ilahi tecellilerden garip sanatlı bir eseridir. Ustasına ve sahibine tesbih edip ilahi hikmetleri ve sanatı sergiliyor.
ALINTIDIR
- Published in Faydalı Bilgiler
Turan Saygın’dan Alıntı
Bir zamanlar İnsanlar, güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Derken, zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan..
Bir parçasına, “DÜN” dedi, diğer parçasına “BUGÜN”, öteki parçasına da “YARIN”..
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.!
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telâşlandı ama işin ilginç tarafı, tüm telâş ve pişmanlıkları, güneş doğup batıncaya kadar yaşadı ve Farkında olmadan rezil etti bugününü..!
Oysa yarın, bugüne dün diyor; dün de, bugün için yarın diyordu..Bir türlü beceremedi.
Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bugünü eline yüzüne bulaştırdı…!
Ve Mutsuz oldu insan….
Ne gariptir ki, yarının telâşını da, dünün pişmanlığını da, hep bugün yaşadı; ama insan bugünü hiç yaşıyamadı ..
Turan Saygın

- Published in Faydalı Bilgiler
Hayatın Bana Öğrettikleri -2-

Hayatın Bana Öğrettikleri-2
Hiçbirşeyi görünen kısmıyla değerlendirmemek gerektiğini,
Görünmeyen, bilinmeyen, duyulmayan yanlarınında olabileceğini,
Bu durumlarda yermeden, kırmadan, ürkmeden
Neler yapılabileceğini konuşarak anlaşıp,
Fırsatların nasıl hayra dönüştürülebileceğini,
Hayrın ham bir hayalden çıkıp, gerçeğe dönüşmesinde,
‘Gönül birliğinin’ ne kadar elzem olduğunu öğrendim.
26 Ağustos 2024
22 Safer 1446
Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com
- Published in Faydalı Bilgiler, Makalelerim
Hayatın Bana Öğrettikleri -1-

Hayatın Bana Öğrettikleri-1
Sadece istemekle bir şeylerin değişmediğini ve değişmeyeceğini,
İstemeden kendimi değiştirmemin mümkün olmadığını,
Değişiminse ancak değişmeyi gerçekten istemekle mümkün olduğunu,
İstemeye, gayret ve istikrarın eşlik etmesi gerektiğini,
Nihayetinde ancak O dilerse istediklerimin olabileceğini,
Olmadığında ise şer sandığımdan hayır devşirmemin benim olgunlaşma sürecimin bir parçası olduğunu öğrendim.
24 Ağustos 2024
20 Safer 1446
Hatice Dilek Cengiz
www.huzuryasamkocu.com
- Published in Faydalı Bilgiler, Makalelerim
Suskunlar Meclisi
SUSKUNLAR MECLİSİ
Bir zamanlar bilginler ve şairler, ‘suskunlar meclisi’ adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı.
Üye sayısı kırk kişiydi ve bunu artırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek fakat çok az konuşmaktı.
O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Câmî, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için bilginlerin bulunduğu köşke geldi.
Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan suskunlar meclisine gönderdi.
Meclis üyeleri bu teklifi görünce biraz üzüldüler. Molla Câmî oraya layık bir bilgindi, ama ölen üyenin yerine başka birini almışlardı.
Yeni bir üye için yer yoktu. Meclisin başkanı, bir bardağı tamamen suyla doldurduktan sonra Molla Câmî’ye gönderdi. Zeki bilgin durumu kavramıştı. Bir damla daha olsa bardak taşacaktı. Bunun üzerine o da hemen oracıktaki bir gül dalından küçük bir yaprak koparıp, nazikçe suyun üstüne koyuverdi.Bardak taşmamıştı. Bunu içeri gönderdi.
Meclistekiler bu kibar cevabın mânasını anlamışlardı: Zarif insanların yeri başkaydı. Üyeler, bu değerli bilgini de aralarına almaya karar verdiler.
Başkan listeye Molla Câmî’nin adını ekledi. Kırk sayısının sonuna bir sıfır koyarak, 400 yazdı. Bununla Molla Câmî sayesinde, meclisin değerinin on misli arttığını belirtiyordu. Listenin son şekli Molla Câmî’ye gelince, meseleyi anladı. Ancak sayının büyük gösterilmesinden hoşlanmadı. Sağdaki bir sıfırı silerek, kırk sayısının soluna koydu.
Yani 040 yazdı. Alçak gönüllü Molla Câmî, böylece kendisini solda sıfır sayıyor, bardağı taşırmadığı gibi, o meclisin yapısını da etkilemeyeceğini söylemek istiyordu.
Gül yaprağı olmak, kolay değil. Ama, evde, işte, çevrede geçim ehli olmanın, gül gibi geçinmenin yolu gül yaprağı olmaktan geçiyor. Yük olmayıp yük almak, gül yaprağı güzelliğine kavuşmak… Kendi içimizde, ailemizle, çevremizle uyumlu olmanın, ebedi güzellikler yolunda yürümenin müjdecisi.
Gül yaprağı sırrına erenler, sağdaki sıfır gibi bulundukları topluma güç katarlar hem de bire on, ama soldaki sıfır gibi davranıp kimseye yük olmazlar.
Ne dersiniz şöyle bir düşünmeğe, evdeki, Sitedeki ve işyerimizdeki hayatımızda gül yaprağı gibi miyiz, yoksa, bir damlası hayat karartan zehir miyiz?
Hayatı, hem kendimize hem de çevremize zehir etmemek için güle sevdalanıp, gül yaprağı gibi olalım.
Gül yüzünüzde gülücükler ebediyyen solmasın!
Alıntı
- Published in Faydalı Bilgiler
Kim Demiş Kediler Nankördür Diye
Okurken çok ağladım
Malatya’da kurtarma çalışması yapılırken durmadan ekiplerin önüne çıkıp, ayaklarına dolanan bir kedi ekibin işini zorlaştırıyordu.
Ekibin çalışmasına zorluk çıkaran bu kediye sinirlenmeye başlayan ekip üyelerinden biri kediye dönerek;
“Hadi var git yoluna kedicik bak enkaz altında kurtarılmayı bekleyen nice can var. Dolanma ayak altında.Miyavlayıp da durma.”
“Sessiz olmalısın.”
Bir türlü laftan anlamaz kedi ne pist demelerden.ne de kovalanmalardan… Aynı noktada miyavlar durur…
“Abi bir bakıversek aynı yerde dolanıp duruyor, belki o deliğin orada sıkışmış yavrusu vardır.”
“Abi koş gel.
“Ne oldu?”
“Bir ses geldi aşağıdan.”
“Kedi sesi mi?”
“Yok bir yaşlı kadın sesi”
“Bir daha sesleneyim bir sesiz olsa”
Ve sessiz olma emri verilir. Susulur…
2
“Kimse varmı?”
Yaşlı bir kadın sesi gelir ve kadın ses verir.
“Buradayız”
“Kaçıncı kattasınız”
“Beşinci kattayız”
“Kaç kişisiniz”
“İki küçük torunum bir de ben”
“Bekleyin, sizi orada kurtaracağız”
Saatler süren ekip hayat koridoru oluşturup onları o koridordan kurtarmanın peşinde iken o kedi orada hiç ayrılmadan bütün calismaları sessizce izleyip, beklemeye devam eder.
Ne zaman ki bu kurtarma çalışmasının sonucunda göçük altından iki çocuk bir yaşlı kadın çıkartırlar hemen sedyelerin peşinde miyavlayarak koşar.
Enkazın altından çıkan yaşlı kadın kedinin sesini duyar duymaz seslenir kediye;
“Aferin kızım sen bizim kurtarıcımızsın aferin”
Ve oradaki herkes anlar aslında o kedinin neden oradan hiç ayrılmayıp o deligin etrafında dolasıp, iki de bir de o deliğe devamlı girip çıktığını.
O da sahibinin peşinden hemen biner ambulansa.
(Kim demiş
kediler nankordür diye?//hiç de bile )
Alıntıdır
- Published in Faydalı Bilgiler
Zordur Kadın Olmak
Zordur kadın olmak, her an kırılıverecekmiş gibi yaşamak!
Herkesin yerine her şeyi düşünüyor olmak ama herkesçe çokta umursanmamak!
Bir türlü anlaşılamamak, hep bir şeyleri istemekle suçlanmak!…
Onca kalabalığa rağmen yalnız olmak ve sadece içindeki çocuk tarafından sarılmak!
Anne olmak, eş olmak, her şey olmak, bir…varlığıyla bin parçaya ayrılmak!
Bütün bunların yanında içindeki çocuğun elinden tutup O’nu da yaşatmak’
Zordur kadın olmak; hep bir şeyleri, birilerini toplamak zorunda kalmak!
Güçsüzlükle suçlanmak ama her zorlukta sığınılan liman olarak var olmak!
Ve bu tezat duygular arasında yinede ayakta kalarak yaşamak!
Zordur kadın olmak, her gün bir şekilde kırılmak buna rağmen tüm parçaları bir arada tutmak!
Kalbi kırılır, umudu kırılır, hayat yada biri kırmazsa tırnağı kırılır, saçı kırılır!
Ama kırılır; Allah vergisi olmalı bu kadar çok kırılırken; hep ayaktadır hep tek parçadır!
Çok şeyleri saklar içinde, bilir belki de anlatamayacaktır kimselere!
Onca kalabalığa rağmen bu yüzden yalnızdır bütün kadınlar belki de!
Delimavi – Alıntıdır
- Published in Faydalı Bilgiler
Sevdiğin Her şeyi Er Yada Geç Kaybedeceksin!
Hikâyeye göre günün birinde Franz Kafka, olağan yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Kafka derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
ALINTI
- Published in Faydalı Bilgiler
Asla Bilmeyenle Tartışma!
Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına ” Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş.
“Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş.
Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.
Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.
Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.
Usta ressam şöyle demiş:
“İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
İkincisinde, onlardan müspet,yapıcı,olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”
– Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
– Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
– Asla bilmeyenle tartışma.
ALINTIDIR
- Published in Faydalı Bilgiler