
Has Kullar
286- Rabbinin azim sahini her kulu, Allah adına canından geçmeyi göze aldığında, müşriklerin tuzaklarından kurtaracağını bilir. Tıpkı Musa as, İbrahim as. ve sihirbazlıktan muvvahhidliğe yükselip, doğru seçim yaparak, Allah’ın korumasına giren sihirbazlar gibi. Buna benzer pek çok yaşanmış örneğin mevcut olduğu kitabı, onun için kalıcı, değiştirici ve dönüştürücü izler bırakan bir kılavuzdur. Ömrü boyunca yolu, yolun sahibinden öğrenmenin emniyeti ile, kolay ve başarı dolu bir yolculuktur ‘hayat’ onun için. Elbette zorlandığı ve zaman zaman başarısının düştüğü anlar da olacaktır. Bütün bunların insan oluşundan kaynaklandığını bildiğinden kendini aciz, yenik yahut tükenmiş hissetmeden yola devam edebilir daima. Çünkü yolun sahibi yol boyunca ona görünen (aile, eş, dost, kardeş, evlat vs) ya da görünmeyen( melekler) ile destek vereceğini vaadetmiştir. İşte bu onu gayret ve dua ikilisinin dengesinde tutar. Kendi soyunun da uslu, yani akıllı, yani aklını hakkıyla kullanır olması için bile Rabbinden böylesi evlat diler. Duasında bile pervasızca sözler sarf etmez. Ne istediğine, niye istediğine, ne şekilde istemesi gerektiğine özen gösterir. Rahman katında özel kullardan olabilmek için; her işini, her sözünü, her niyetini özenle seçmesi gerektiğinin şuurundadır.
287- Örnek bir ebeveyn olmak için, yaşanması gerekeni uzun uzadıya anlatarak, tekrar tekrar uyararak, baskı yaparak değil, sadece yaşayarak, yaşantısıyla saygı ve güven uyandırmalıdır. Evladı da yürekten Allah’a teslim olmuşsa, birlikte güzel işler yapabileceğinin fafkındadır. Zorluklarla mücadele edecek sabrı ise, ancak ihlaslı kulların gösterebileceğinin farkındadır. Fakat evladı bile olsa kimsenin ihlaslı davranmasını sağlayamayacağının bilincindedir. Çünkü ihlasın kimseye ihsan edilemeyen, ancak dileyene Rahman’ın ihsan ettiği muazzam bir farkındalık bilinci olduğunu bilir.
288- Kulun Rabbine kulluğunu ispatladığı her an, fazlasıyla rahmete gark edileceğini bilir. Bununla da kalmayıp, şanının kendinden sonrakiler arasında bile süreceğini Rabbi ona müjdelemiştir. Bu nedenle iyiliğin toprağa ekilen bir zeytin ağacı gibi, asırlar sonra bile meyvesini vermeye devam edeceğini, iyilik sahibinin yer ve gökte namını yükselteceğini bildiğinden, eylemlerinin neticelerini uzun soluklu almayı hedefler. Bilir ki iyiliklerin hatırda kalmasını sağlayacak olan Rahman’dır. Ona düşense iyi olmak, iyi kalmak ve iyi olarak göçmektir.
Hatice Dilek Öztürk